2014, 2004 Olmasın; Son 20 Senede 4 Olsun

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (Henüz Oylanmadı)
Loading ... Loading ...
bjk-logoÇocukken beklediğimiz 15 günlük Şubat Tatilleri vardı bizim, daha fazla kar yağsa da kartopu oynasak beklentilerin ilkiyken, geç kalkacak olmak ve sınav stresinin son bulması ile hele ki son sınav akşamı eğlencenin dozunun artması yaşımız büyüdükçe daha önlerde oldu.. Yani hep bir HEDEFimiz vardı..
Beklentiler değişti, ülke ve dünya konjonktürü değişti ama içimizde hep değişmeyen bir şey vardı, Beşiktaş’ı ne 15 tatilde, ne lig arasında ne yaz aylarında ne İstanbul’da ne deplasmanda ne seyircisiz maçta ne tarafsız sahada yalnız bırakmamak ve düşünmeden edememek.. Tek HEDEF Beşiktaş’tı yani..
Küçüktüm, ilkokuldaydım,  hayatım boyunca yeteneğim olmayan kötü bir figürle Metin – Ali – Feyyaz onlara orta yapan Rıza formanın önünde arma ve kocaman Beko yazısı çiziyordum, derdimi anlatabiliyordum en azından…Takım ben çizdikçe sanki daha çok gol atıyordu benim tüm kabiliyetsizliğime inatla .. Ankara’dan galatasarayın 5.golü geliyordu Beşiktaş İstanbul’da daha 2 ‘deydi ama ‘’Haydi’’ diyordu Kaptan Rıza Şifo’nun sırtına vurarak.. Elele koşuyorlardı golün santrasına.. Birlik vardı, takımdaşlık vardı, arkadaşlık vardı, onların elele koştuğu santra değil HEDEFti..
Şu anda da mesela en çok Veli koşuyor, yürekten oynayan adamı sevme serimiz vol.3456789422256721 olarak seviyoruz ailecek kendisini, mesela Holosko, Gökhan sürekli koşuyorlar, Necip kafayı kaldırmadan koşuyor, Deli İbo bu koşucu ekibin Ata’sıydı  koşularını gol pasına çevirse Barnebau’da koşardı ya Eski Kaptan..HEDEFini doğru koyamamıştı belki de..
Da Vinci ‘nin Şifresi’nden ibaret değil bazı şeyler, bir beklenti etrafında kümelenen insanlar ve onların stratejileri sonucu uygulamaların olumlu ya da olumsuz olması belirler sonucu, yani HEDEFin doğru koyulması gibi..
Yazının başlığını bulmam 1 dakikadan fazla sürmedi çünkü bu yazı da HEDEFe götüren bir yazı olmalıydı. 2014 senesi 2004’teki çöküşün tekrarı olmamalı ve 2014 senesi Beşiktaş için son 20 senedeki 4.şampiyonluğu olmalı. Benim HEDEFim buydu..
‘’Hedefimiz şampiyonluk’’ kelimesi çok defa kelam edildi kameralar karşısında, belki tamamen içten gelen bir inanca dair belki tamamen politika gereği. Biz taraftar olarak buna giden uygulamayı sahada görmek istedik ama maalesef ki 28 Aralık Sabah’ına ne Haftasonu ne Yeni Yıl Heyecanıyla değil, yüzler beş karış, hafif sinirli, kahvaltıda bir bardak çay yetecek olan, gazete ve televizyonla iletişimi kesmiş, belki gündüz 1-2 saat çıkarım kafasında uyandık. Mesela puan sıralamasında bir üstümüzde bulunan kasımpaşanın akhisara yenildiğini çoğumuz bilmiyor bile, yine aramızda 2 puan bulunan galatasarayın kayseri erciyessporla deplasmanda yapacağı karşılaşmayı çoğumuz izlemeyecek.. Çünkü HEDEFten gitgide kopan 11 tane adam ve Kutsal Forma’dan ibaret gelişmeler..
Zaten diğer takım taraftarları taraftar kalıp 90 dakika stada gidip biraz tezahürat biraz ıslık biraz çekirdek hoşbeş ederken, biz bir sabah kulübe gelen icra, diğerinde kulüp içi yolsuzluk, üçüncüsünde takımın en kritik adamlarının sakatlığı gibi taraftar kisvesinden uzak araştırmacı gazeteci / muhasebeci / doktor gibi unvanlarla geçiriyoruz günlerimizi. Aramızda adelede 1.derecede yırtığın kaç günde sahaya döneceğini bilmeyen yoktur.. Biz de HEDEFten saptık..
Acaba diyorum şampiyonluk kelamı edenler sene başında HEDEFlerini gerçekten şampiyonluk olarak belirlediler mi.. Oynadığı karşılaşmalarda % 45 gibi yüksek bir gol yüzdesi tutturan ama oynadığı karşılaşma sayısında devamlılığı olmayıp % 60 küsürlere tekabül eden Almeida ve 3 kez kritik şekilde sakatlanıp kendine güveni gitmiş Mustafa’nın yedeğini ameliyat masasından kalkıp ilk 4 hafta sahaya dahi çıkamayacak HEDEFi şampiyonluktan öte sağlığına sıhhatine kavuşmak olan Eneramo’yu mu almak olmalıydı HEDEF.. Ya da Türkiye Ligleri’nde Sergen, Tümer, Hagi, Alex, Batalla, Ilıc pozisyonlarının önemi belli iken o pozisyon için 2 senede 110 maç yapan fenerbahcede 10 maç oynayıp 3 gol atan sezer Öztürk müydü en büyük HEDEF.. Franco için bir HEDEF koyulmuştu mesela, ilk 1 sene Avrupa futboluna adapte etmek, 2 sene vitrine çıkarmak ve satışından para kazanmak.. Ama stratejide eksik kalınmıştı , franco ilk sene nerede işlenecekti, ilk turunda elenilen kupa maçları da çare olamazdı ki..
Vedat Kaptan , Rahmetli Güzel İnsan derdi ki ‘’atanınla tutanın iyi olacak’’ belki de seneler sonra ADAMlığı ZENGİN Tolga arkadaşımızla , üstündeki pası yüksek oranda silen iri dostumuz Almeida bu tanımlara ilk yarı boyunca uydular.. Atan da iyiydi tutan da, e neredeydi o zaman sorun. Neden biz 28 Aralık Sabahı, kendimizi laptop başında yazı yazarken buluyoruz. Neden biz ortalama 2.2 puanın şampiyon olduğu ligde Türkiye Kupası ve Avrupa Kupası olmamasına rağmen 1.8 puan ortalaması yakaladık, neden biz 0.85 gol altında yiyenin şampiyon olduğu ligde 1.1 gol yiyerek bunun %30 üstüne çıktık. Neredeydi hata, neredeydi yanlışlık, yoksa HEDEF şampiyonluk değil miydi.. Mesela takımın en umut vaadedeni Oğuzhan kardeşimiz neden 17 resmi maçın sadece 9’unda oynadı, mesela neden sakatlar listesi büyük eşittir esame listesi oldu, mesela neden sene başında Ağustos ayında ‘’bu adamın sözleşme imzalamadığı her gün sorun olur, ya elde tutulsun ya satılsın diye’’ futbol dâhisi olunmasına gerek olmadan tavsiye niteliğinde yazılar yazılan fernandes sorunu ile uğraşıyoruz. Geçen sene aynı dönemlerde elimizde bu sorunun aynısından bir tane daha nurtopu gibi sorunumuz yok muydu. Peki geçmişten ders almak, aynı hatayı tekrarlamamak sadece süslü sözlerden mi ibaret..
17 Haziran Sabahı’na seçilmiş bir Başkan ve bir önceki yönetimine göre % 50 değişen oranda yönetici ile uyandı Beşiktaş Camiası. Seçim dönemi vaadleri, transfer haberleri, yaz günü beyaz gömlekle koşturmacalarından artık mutlu 18-19-20 Haziran’lara uyanmaktan başka derdi yoktu Beşiktaşlı’nin . İki kutuplu seçimde kaybeden tarafında yer aldığımdan sandıklar kapandığında elini sıkıp tebrik edip başarı dilediğimden , sosisli meyve suyu ısmarladığım dostlara dek herkes Mutlu Beşiktaşlı sabahlara uyanmak istiyordu. Ama 28 Aralık Sabahı hiç kimse mutlu uyanmadı..
Küçükken beklediğim Şubat Tatilleri artık yok, ben de artık çok fazla çizmiyorum zaten, tatilleri de beklemiyorum, kuru soğuk var havada.. Neyse Adana Programı güzel görünüyor, Adana Yarışları için yazıp karalayayım birşeyler belki YOLumuzu buluruz..
He unuttum sanmayın, ‘’O MAÇIN TEKRARI SEVE SEVE OLACAK’’…
Özgür Sezer

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Yorum Yok

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>