Category: Amatör Branşlar

Biz Bize Beşiktaş’ı Konuşacağız

28 Kasım Cumartesi günü, saat 13.30′da, Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Yerleşkesi (Sütlüce)’de kongre üyeleri ve Üniversiteli Beşiktaşlılarla birlikte Beşiktaş’ın bugününü ve geleceğini konuşacağız. Yönetim Kurulu, Divan Kurulu, Denetleme Kurulu temsilcileriyle birlikte kulübümüzde aktif görev almış isimlerin ve basın mensuplarının katılacağı etkinlik için sınırlı sayıda yer bulunmaktadır. Katılmak isteyen Kartalların bjkpanel@yahoo.com adresine e-posta göndererek isimlerini kaydettirmeleri önemli rica olunur.

Konuşmacılar:
Bülent Topbaş, Fon Yöneticisi, Kongre Üyesi
SMMM Umut Şenol, CFO, Denetim Kurulu Üyesi
Ergin Aslan, Gazeteci, Kongre Üyesi
Çağrı Göksel, Enerji Ticareti Uzmanı, Kongre Üyesi
Av. Eren Güçarslan, Eski UNIBJK Başkanı, Kongre Üyesi

Moderatör: Erdem Ulus, Spor Spikeri, BJK Kongre Üyesi

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Beşiktaş Basketbol 2014 Vizyonu

Akatlar’da Konya’yı rahat geçmemize rağmen maalesef gerek hazırlık maçlarında gerek Türkiye Kupası’nda ne izlediysek aynen devam ediyor.. Eksik bir şeyler hissediyorsunuz takımı izlerken.. Tecrübe mi kalite mi koordinasyon mu, kazanma ruhu mu ne olduğunu bilmiyorum ama bir şeylerin eksik olduğunu biliyorum..

Torku Konya , 2.ligden yeni yükselmiş, 35′lik Hakan Köseoğlu’nun organize ettiği, bir tanesi saha içinde mental gel gitleri olan 4 yabancısı olan, yerlileri mütevazi ötesi düşmeme adayı bir takım.. Güçleri dahilinde gösterebilecekleri direniş maksimum bu idi, onu oynadılar..

Yani bu durumda olay nedir, oyunu tamamen yönlendirmesi gereken ”gönlümüzün” şampiyonluk adayı, 2012′nin 4 kupalı takımı..

Ama maç başlıyor, takımın çok fazla ne oynadığı belli değil. Set hücumlarında top pivota maç boyunca 3 ya da 4 kere indi, yeni pivot Iverson da henüz o üstündeki hamlığı atamamış ağır kanlı bir arkadaş ki topu tam eline atacaksın yoksa potansiyel top kaybı adayı.. Topu alınca deneyimli pivotlar çok kolay hücum faul aldırır, ayrıca savunmada da 1 dakikada denize dökebilirler.. Ribaundlarda o ağırlığına rağmen fiziğini iyi kullanıyor, görüşlerim değişmedi en az 6 ay vermek lazım Avrupa basketboluna alışması için, ötesinde iyi bir pivot olacaktır, fakat bu 6 ayı biz nasıl geçiririz orası muamma.. 2010 senesinde bize gelen James Ogilvy’i andırıyor biraz ama o daha atletikti ve ligin ilk yarısı çok acemi oynayıp saç baş yoldurmasına rağmen ligin ikinci yarısında double-double’larını sıkça görmüştük.. Oynaya oynaya iyi olacak gibi. Fakat maalesef, işin kötüsü bu adamın yedeği yok, hani Bonsu gibi uçan kaçanı vuran toplayanı geç, orayı dağıtacak adam dahi yok.. 34′lük Türk Ruziç ve en büyük özelliği topla yumuşak, orta mesafe ve uzak mesafe sokan Buckman’dan 5 numara yaratmaya çalışıyor hoca ki bu mümkün değil.. Yukarıda bahsi geçen deneyimli , amiyane tabirle ligin kaşar pivotları bu ikili 5 numara oynarsa eğer kafa kafaya ikisini birden denize döker.. Oraya acil bir tane atletik uzun lazım. Türkiye’de boşta kimse yok bildiğim kadarı ile ya da Broekhoff’u gönderip atletik bir siyahi uzun takviyesi gerekir oraya diye düşünüyorum. Cemal Nalga geçen sene o kadar eleştiriye rağmen alındı, basketbola döndürüldü, e adam tam basketbola ve ülkeye ısındı bari elinde Cemal’ i tut (etik olayı dışarıda tutuyorum, sportif açıdan yazıyorum) o da ağır vasıta bir oyuncu ama savunmada sertlik yapar, ribaund çeker, ligi tanır itiş kakış yapar.. Bir de Gökhan Şirin var efesten gelen 4 numara oynayan o kadar güçsüz ki elinde topu tutamıyor, oysa NCAA yıllarında kendisinden beklenti fazlaydı ama ne 3 numara olabildi ne 4 .. Yeteneğine istinaden hala umudum var ama bu fizikle oynaması imkansız..

Yeni guard Perkins yürüyen kalite saha içinde ama çoğu hücumda adamını geçip topu kime atayım diye bekliyor , mutlaka birilerinin ona destek vermesi gerek, aynı dilden konuşması gözleriyle anlaşması gerek.. Burada Arroyo-Erceg-Bonsu üçlüsüne bir selam çakılır..
Yedeği ya da 2 numara oynatıp rahatlatacak ve takıma tempo verdirecek guard Mehmet Yağmur, o da sakat.. Umarım düzelir ve takım slow motion oynamaktan kurtulur. Ciddi anlamda atletizmi eksik çok çok ağır bir takımız.. Bu ağırlıktan bir tek 34′lük Muratcan’ın enerjisi ve Lofton’un bire birde gerek drive gerek şut kalitesiyle kurtuluyoruz. İki tane 3 numaramız var Caner ve Broekhoff, ikisi toplam 9 sayı attı bugün, neredeyse hiç oynamıyorlar gibi bir şey. Caner iyi mücadeleci ve iyi savunmacı ama hücumda topla kavga ediyor , Serhat’ın ne günahı vardı da gitti yerine Caner geldi, Serhat şampiyonluk görmüş geçen sene % 40′la üçlük atmış ve Milli Takım’da direkt oynayan oyuncu şu an.. Ayrıca piyasada en kolay şey olan şutörü gidip neden NCAA mezunu alırız anlamak güç. Tamam hocanın NCAA havuzu geniş, bilgisi yüksek ama takım paso NCAA mezunlarından kurulmaz ki.. Allah’tan 6.yabancı olarak alınan Lofton her maç 25 sayı atıyor , Perkins sahaya kalite koyuyor da biraz takıma benziyoruz!

Malesef şu anki görüntümüzle fenere ve gs’ye rakip olamayız, efes bu sene baya kötü bence Planinic ve Gordon olmasa benim 6.lık adayım kendileri. Artı mahmutinin looserlığı da eklenince lig net şekilde fb-gs finali diye bağırıyor.. Birilerinin yumruğunu vurup bu ezberi bozması şart, Beşiktaş ki ne oyunlar bozmuştur bu oyunu da bozarsak yine biz bozarız..

Hoca maç sonu röportajında hafta içi s.petersburg maçında yabancı sınırı olmayacak ve rahat olacağım dedi, e sınır olmayacak da kenardan gelecek adam Kevin Foster, takıma henüz adapte olamamış, portallardan gönderilmesi gündemde diye okuduğumuz NCAA’in en zayıf konferansından gelen orta ayar bir genç abd’li..Oyun içinde zaten sıkıntı yabancı sıkıntısından ziyade birbirini ikame edecek adamların eksikliği ve gerek kısada gerek uzunda tempo yapacak adam eksikliği.. Bu röportajına katılmıyorum….

Sözün özü, beklentileri yüksek tutamıyorum malesef, artık basketbol ve voleybolda rakipler f4 kovalıyorken biz bunlara sadece spor yapma amaçlı amatör branşlar olarak bakamayız..Bilmem farkında mısınız Vakıfbank Bayan Voleybol Takımı dün gece Dünya Şampiyonu oldu.. Bence tekerlekli sandalye hariç hiçbir spor dalı amatör değil artık, önce bunun kabul edilmesi ve başarı kriteri olarak artık Önce Beşiktaş’ın adının en yukarılarda olması şart. Şimdi önce Çarşamba akşamı St Petersurg maçında salonu doldurup takımı destekleyelim, takımı Abdi İpekçi’ye gslivhospital maçına en iyi şekilde uğurlayalım ve üstüne düşeni yapmalarını bekleyelim..

Spor yapıp seyretmek için onlarca kulüp mevcut ülkede, derdimiz Önce Beşiktaş!
Özgür Sezer

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Bir Branşın İçine Nasıl Edilir

Bir branş düşünün; inanılmayan ve sevilmeyen bir hoca ile “futboldan anlar” diye dalga geçilen taraftara Basketbolu sevdirdi, öğretti(!). Bir branş düşünün ki oynadığı bütün kupaları kaldırdı, kupaları kaldırırken de maçlarını kapalı gişe, kara borsaya düşmüş biletlerle oynadı.

Şampiyonluğun ertesi günün taraftar kombinelerin satışa çıkması için yalvardı. Yeni yönetim ise beklemeye başladı. Önce, cebinden bol bonuslu kartını düşürmeyen hoca sponsoru bahane edip bekleneni yapıp ayrıldı. Ertesi gün de layık olduğu yuvasına gitti. Sonra da olması beklendiği üzere, daha önce Efes’e giderken yaptığı gibi, oyuncularımızın aklını çeldi ve en önemlilerini sırayla yeni takımına aldı. Alırken de bir güzel indirim aldı. Bizim sözleşmeli oyuncumuzun aklını çeldikleri yetmiyor, bir de üzerine indirim alıyordu…

Bizim 3 kupalı takımımızın yöneticileri ne yapıyordu peki?

Önce taraftarın “hoca” gazını almak için çok sevilen Erman Kunter’i aldılar. 3 kupalı, Euro League’de oynayacak takıma sponsor bulamadılar. Görüşmelere gitmediler, biz onların ayağına gitmeyiz, onlar gelecek dediler. Kimse de gelmedi. Olsun böylesi daha güzel dedik (en azından ben dedim). 6 milyon$ ayırıyoruz dediler. Ahmet Kandemir’in yabancısız takımını gören bizlere “yeter bile bu para” dedirttiler ve bunlar olurken hala daha kombineleri satışa çıkarmamışlardı. O gazla satılacak binlerce kombinenin sponsorları çekeceğini akıllarına bile getirmemişlerdi herhalde.

Hawkins, Arroyo, Erceg, Bonsu, Dudley gitmiş, yerlerine Jerrels, Vidmar, Cevher, Tutku, Muratcan alınmıştı. Bu isimler taraftarı memnun etmese de taraftar geçen senenin verdiği alışkanlıkla Efes’ten Cumhurbaşkanlığı Kupası alınırken yine görevinin başındaydı. Takım alışkanlıktan olsa gerek Efes’i saf dışı bırakmayı bildi. Bu başarı yönetime kombineleri hatırlattı ve kombineler satışa çıktı ama beklenen seviyeye ulaşmadı. Futbolda Batuhan’a verilen para, Cenk’e yapılan zamla basketbol takımına 3 tane adam gibi transfer yapılabilirdi ama biz futbolun kulübesine yatırım yapmayı tercih ettik. Euro League’e direk katılacağımız sezonda Avrupa’da dikiş tutturamamış Dasic, Markota, genç Christopher ve Falker ile başarı aradık. Top 16 öncesi gerekli başarıyı da yakaladık ve ilk turun bitimine 3 hafta kala Top 16’yı garantileyen nadir takımlardan biri olduk. Ligde güçlü bütün takımlara kaybeden bir takım olduk. Ciddi maçların hiç birini kazanamıyorduk ve bu Top16 öncesi alarmların çalmasına yetiyor da artıyordu bile…

Tutku’nun sakatlığı sonrası Dasic’le yollar ayrıldı. Ewing ile 1 numara açığı kapatılmak istendi. Yorgun savaşçı Vidmar’a destek olsun diye Nalga alındı ama takım alışmıştı artık mağlubiyetlere…

Top 16 başladı ve o alışkanlık lanetimiz oldu. Barcelona ve Siena maçlarının 30 dakikası hariç, takım bitik, yorgun, hırsı olmayan takım görüntüsü veriyorduk. Olan oldu ve ilk 5 hafta sonunda içeride dışarıda yendiğimiz Brose Basket ile “hiç galibiyeti olmayan” takım ünvanını paylaşıyorduk.

Bütün bunlar olurken hocaya olan saygımızdan olsa gerek hocayı eleştirmek aklımızın bile ucundan geçmiyordu. Konduramıyorduk.

Gelelim Erman Hocaya…

Bu yazıyı yazmaya başladığımda Telekom maçının ilk çeyreği bitmiş, çift haneli sayılarda fark yemiştik. Bu noktada ise fark 19 sayı ve öndeyiz. Bu maç da dahil olmak üzere bu sene 40 tane maç yaptık. Bir hücumumuzda bir elinde top olan guardımızın diğer elini havada gördünüz mü? Yani bir tane sete set hücum gördünüz mü? Sokak basketbolundan bir gram farkı olmayan, alan savunmasına karşı hücum edemeyen, alan savunması yapamayan bir takımımız var ve kimse ne oluyor demiyor! Erman Hocamızın kenarda bir gram hırsı yok. Jerrells isterse oynuyor, takım kazanıyor. Koca takım bir tane adamın eşref saatini bekliyor. Basketbolda her attığın sayı olacak diye bir kural yok. İyi savunma yaparsan, iyi hücum edersen kazanırsın. Takımda Vidmar’ın yedeği olabilecek bir tane adam yok. Geçen sene o zorlu süreçte süre alan Barış ise benche kazık atmış durumda. Aynı şekilde Kartal da öyle. Rotasyon adı altında boyna oyuncu değiştiriliyor, benche oturan oyuncu bir daha akla gelmiyor. Önde gidiyorsun, 9-10 fark yiyene kadar mola alınmıyor. Sahaya hırsla çıkan bir tane oyuncu yok. Her maç kaçırılan serbest atışlarla buradan Euro League’e yol olur, köy olur.

Kartal Özmızrak: Kenarda unutuldu gitti. Geçen sene yeri geldiğinde kritik maçlarda sayılarıyla takıma nefes aldıran, gelecek vaat eden oyuncumuz hayatta mı merak içerisindeyim.

Can Akın: Sakatlığı sonrası, süre buldukça daha iyi olacak belli ediyor.

Tutku Açık: Sakatlanana kadar çok iyi işler yapmasa da takımın önemli bir oyuncusuydu. Şuan takımın en büyük eksikliği ikili oyunları Tutku kadar iyi oynayan bir 1 numara.

Jerrells: Takıma değil kendine oynayan, takımı yönetmekten çok sayı atmaya çalışan, şu kadroda şu an için takımın her şeyi olan adam.

Serhat Çetin: Zaman zaman çok acele atışlar ve top kayıpları ile takımın ahengini bozsa da en sıkışılan anlarda bulduğu sayılarla takımın ilacı.

Patrick Christopher: Çok genç, çok daha iyi olacak ama bir türlü bekleneni veremiyor.

Muratcan Güler: Barcelona maçında yakalanan ivmenin başrol oyuncusu ama sezon başından beri bekleneni veremeyen bir başka isim.

Daniel Ewing: Ne yaptığını, ne yapacağını anlayamadığımız, “güya” kurtarıcı transferimiz.

Barış Hersek: Yeterince süre alamıyor, kendini geliştiremiyor ama burada hocadan çok O’na kızılmalı.

Cevher Özer: Bu takımda olmayı gerek kafa gerekse de karakter olarak hak etmeyen, 2 sene önce Galatasaray’a gittiği gün Beşiktaşlıların kafasından çıkan, etkisiz isim.

Damir Markota: İyi işleyen bir takıma çok şey katabilecek, Basketbolu çok iyi bilen ama bir tane seti olmayan takımda heba olan oyunculardan biri.

Gasper Vidmar: Keşke Fenerbahçe’den bonservisiyle alınsaydı dedirten performansı ile Avrupa’nın büyüklerine göz kırpan, mağlubiyete isyan eder gibi oynayan tek adam.

Randal Falker: Çok iyi niyetli olmasına ve 4-5 numara karışımı bir oyuncu olmasına rağmen, yokluk sebebiyle 5 numara oynatılan ve yetersiz kalanve asla kurtarıcı olamayacak bir oyuncu.

Cemal Nalga: Ewing’le aynı zamanlarda transfer edilen, çözemediğim bir başka adam.

Erman Kunter: İyi niyetine, bilgisine, becerisine kimsenin laf edemeyeceği ama gel gör ki bir gram hevesi, hırsı olmayan bir coach görünümü veren, Beşiktaşlılığına bir gram laf edemeyeceğimiz coachumuz. Ya kimya uymuyor, ya da bir şeyler ters gidiyor.

Abdullah Sözer ve Beşiktaş YK: Bir Basketbol seyircisinin “nerede maç izlemek istersiniz” sorusuna vereceği en son seçeneğe, Abdi İpekçi’ye maçları alarak taraftarı delirten, rakiplerine indirim yapmayı düşünen, Basketbol takımını gram düşünmek yerine yedek kulübesindeki yedek futbolcuya yapacakları zammı düşünen, 3 kupalı bir takıma sponsor bulmaktan aciz, suçu hep taraftara yıkan yöneticimiz, yöneticilerimiz… Avrupa’da tez konusu olursunuz; “alınmadık kupa bırakmayan bir takımın, bir branşın içine nasıl edilebilir” konusunun başrol oyuncuları…

Kolay gelsin Beşiktaş Taraftarı…

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kamuoyuna Duyurulur.

Spor Kamuoyuna Duyurulur

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

9 Aralık 2012′de Ahmet Cömert’te yaşananların ilk dakikasından itibaren sarı kırmızılı camiaca yapılan dayanaksız propaganda üzerine lüzum görülen açıklamamızdır.

İlk olarak hiçbir şekilde engelli bir sporcuya karşı herhangi bir müdahale ne söz konusudur ne de herhangi bir sporcu bunu iddia etmektedir. Buna karşın, görüntülere, olayları yaşayanların ifadelerine başvurulmadan şark kurnazlığıyla atılan iftiralar çoktan boşa düşmüş olması gerekirken göz altında tutulan Beşiktaşlılara maalesef bu kalleş suçlama yöneltilmektedir.


Kameralara da yansıyan görüntülerde görüldüğü gibi olayları karşılıklı küfürleşmenin ötesine götürerek koridorda eline geçen eşyalara zarar veren tarafın kim olduğu fazlasıyla açıktır. Sporculara ait sandalyelerin de Beşiktaş tribünü tarafında yer almadığı görevliler ve emniyet yetkililerince bilinmektedir.


Önceki senelerde yaşanan, engelli bir Beşiktaş taraftarının darp edilmesi olayının ardından nispeten oldukça kalabalık bir grupla salonda yerini alan siyah beyaz renklere gönül verenlere çamur atmakla kimsenin ayıbının örtülemeyeceğinin, Türkiye’de tekerlekli sandalye basketbolunun başlamasının öncülerinden olan Beşiktaş taraftarının hakkını yedirmeyeceğimizin bilinmesini isteriz.


Derbilerin yasak olmadığı son spor dalında yaşananlardan dolayı taraftarların en çok kendine zarar verdiğini üzüntüyle belirtirken yaşananların günahının sadece bir topluluğa yıkılmaya çalışılmasını kınadığımızı kamuoyunun bilgilerine sunarız.

Saygılarımızla.

Önce Beşiktaş.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

AMATÖR(!) müymüş BRANŞLAR

Gelin önce herkesin dilinden sıkça düşürmediği ama kelime anlamını açıklamaya kalktığında içeriği tam olarak bilinmeyen ‘amatör’ kelimesinin (armatör değil onlar Kasımpaşa açıklarında demirledi) TDK ‘daki açılımına bakalım.

TDK: 1. sıfat Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse), özengen, profesyonel karşıtı .. www.tdk.gov.tr

Buradan çıkarılacak sonuç, sporun edebiyatla ve sözlükle fazla ilgisinin olmadığı, basbaya da bu branşlara ciddi paralar harcandığı, bu sporu yapan kişilerin de zevk için değil para için yaptığı gerçeğidir.

Dünya çapında da bu ‘amatör’ olarak adledilen branşlarda ciddi organizasyonlar ve turnuvalar düzenlenmekte, bu branşlar Olimpiyat Oyunları kapsamında dahi yer almaktadır.

Tabii ki her ülkenin nasıl ki yeme alışkanlığı, giyinme kültürü, sosyo-kültürel alışkanlıkları aynı değilse bu spor dallarının her birine de bakış açısının aynı olması imkansıza yakındır.

Örneğin Nisan ayında Erzurum’da düzenlenen Erkekler Buz Hokeyi Dünya Şampiyonası’nda şampiyon olup Altın Madalya alan bir Milli Takımımız olduğunu kaç kişi biliyor ya da Dünya Badminton Şampiyonası’nın 2013’te Ankara’da yapılacağını.

Ama bir de sermayesi duygu ve bağlılık olanlar var. Onlar daha çok araştırıyor, daha çok irdeliyor, daha çok gücüne güç katmak istiyor, iyiye gitmesi için çabalıyor. Duyarsız kesim de var elbet bu yadsınamaz ama kulübümüz mevcut bünyesi’ndeki futbol hariç diğer 12 branşın her birinin ayrı seven, ilgi gösteren, takip eden ve sadece Beşiktaş ismi orada olduğu için aidiyet hissedenleri var.

Ve bu branşları yöneten bir yönetim kurulu ile şube sorumluları var, buradaki soru şu; şubelerin sadece ismi ‘’amatör’’ ama ya yönetenler? Onlar ne kadar profesyonel, bilgili, donanımlı, araştırmacı acaba?

Bütçesi onaylanan bir branşı kapatma cüreti gösteren bir zihniyet ne kadar profesyoneldir sizce ya da Lige Katılım Payı yatırılan branş, 2005’te küme düşen rakibi o zamandan bu yana 7 senede 5 yerel, 1 Avrupa Kupası alırken, 2005’te final serisinde yenerek şampiyonluğu elinden aldığı diğer rakibi ise o zamandan bu yana 14 yerel kupa, avrupada 1 f4, 4 f8 oynarken neden acaba şu an ‘’yarınımız ne olacak’’ diye düşünmektedir..

Seyirci gelmiyor bunlara değil mi, takım da zaten 5-8 arası bir yere oynar, aman ne diye baş ağrısın canım, ne işi var armanın Avrupa arenasında, hem elektrik de çok yakıyor idmanlarda, kapa gitsin..! Zaten 2011 Avrupa Şampiyonlar Ligi Şampiyonu Türk Bayan Voleybol Takımı da milyonlara hitap ediyor değil mi?

He sahi; 21 yerel kupa, Avupa’da ise 1 f4, 1 f8 yapan semtimizin salonunda oynayan bir güzel branşımız daha var belki malumunuzdur sayın profesyoneller. Hani şu kitlelere ulaşan naklen yayın zımbırtısı yüzünden salonlardan sürgün edilen, 1 seneye yakın maaş alamasalar da başlarını öne eğip forma aşkına top savuranlar. Her girdiği turnuvadan başarı getiren, kupa getiren, terden ıslanan formayı evde yıkayıp onun aşkına bir sonraki maçta topu daha da güçlü savuran.

Söyleyin şimdi bana;

Kim gerçek profesyonel!

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Basketbolda Transferler Şekillenirken..

Geçen yılki 3 kupalı ‘efsanevi’ ve ‘unutulmaz’ sezondan sonra işlerin zor olacağı aşikardı. Nitekim kadromuzdaki yabancı oyuncular, takımımız tarih yazmaya devam ederken birçok takım tarafından dikkatle izlenmeye başlandı. Önce Erceg CSKA Moskova, ardından Pops Mensah Bonsu Maccabi Tel Aviv’in yolunu tuttu. 2010/11 sezonunda takımımızın en etkili oyuncularından biri olmasına rağmen, 2011/12 sezonunun genelini sessiz geçiren ve play-off döneminde en az katkıyı sağlayan yabancımız Marcelus Kemp bile kendisini Siena yollarında buldu. 2012/13 sezonu için Final-four oynamasına ihtimal verilebilecek 3 takıma 3 oyuncu kaptırmış olduk böylece. Kalan yabancılardan Hawkins’in Galatasaray ile anlaşmasına kesin gözüyle bakılırken, Arroyo ise istediği ücret nedeniyle şu an ikinci planda kalmış durumda.

Yabancı oyuncularımızı kaybedip, yerlerini nasıl dolduracağımızı düşünürken, geçen sezon özellikle Can Akın’ın sakatlanmasından sonra sıkıntı çektiğimiz yerli rotasyonumuz hakkında ise olumlu adımlar attık şu ana kadar. Önce Galatasaray’dan Tutku Açık, ardından da Türk Telekom’dan kariyeri boyunca toplam 4 sezon formamızı giyen Muratcan Güler ile anlaştık. Transferler şekillenmeye devam ederken ortaya Cevher Özer ismi çıktı. 5 sezon boyunca formamızı giymiş ancak geçen sezon başında Galatasaray ile anlaşmayı tercih eden Cevher’in ‘’yuvaya dönüşü’’ her ne kadar birçoğumuzu fazla memnun etmese de, yerli rotasyonu açısından önemli bir katkı olduğu söylenebilir. Bu dış transferler dışında Can Akın, Barış Hersek ve Serhat Çetin’in de takımda kalmasıyla yerli rotasyonumuz da şekillenmiş oldu.

Kaybettiğimiz yabancı oyuncularımızdan sonra takviye konusunda ise ilk adım Patrick Christopher ile atıldı. Kariyerinde TBL tecrübesi de olan yeni oyuncumuz geçen sezon Erman Kunter’in çalıştırdığı Cholet’te de forma giydi.

Tüm bu gidiş-gelişlerin yanına Erman Kunter’I de eklemek lazım. Geldiği günden bu yana yaptığı yapıcı ve umut verici konuşmalarla hepimizin yüzünü güldürmeyi başardı. 3 kupalı efsanevi sezondan sonra rakiplerin bütçeleri iyice arttırıp, hedeflerini iyice yükselttiği bu sezonda kendisiyle şampiyonluklara, kupalara ulaşabilir miyiz bilmesek de, duruşuyla, açıklamalarıyla kendisinin kulubümüze çok yakıştığını söylemek hiç de zor değil…

 

Ömer Seymen

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Anket

Basketbol takımımızın iç saha maçlarını Abdi İpekçi Spor Salonu’nda oynamasına ilişkin karar ile ilgili düzenlediğimiz anket yayınlanmıştır.

 

 

 

ANKET ————————————-——————————>>

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

FEDA !

Beşiktaş Yönetim Kurulu aldığı karar gereği Beşiktaş Erkek Voleybol Takımımızın, 2012-2013 deplasmanlı Türkiye Voleybol 1. Ligi müsabakalarına katılmayacağını duyurmuştur.

Mali Kurul’da kongre üyeleri olarak bütçesini onayladığımız erkek voleybol takımımızın faaliyetleri genel kurula dahi sorulmadan
donduruldu! Kongre üyeleri alenen yanıltılmış ve aldatılmıştır. Takipçisi olacağız!

Önce Beşiktaş

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Yuvana Hoşgeldin Efsane 10

BJK TV’ye, telefonla bağlanan Erkek Basketbol Takımımız’ın Yeni Başantrenörü Erman Kunter önemli açıklamalarda bulundu.

Erman Kunter’in açıklamaları şöyle:

“Öncelikle yuvama geri döndüğümü söylemek istiyorum. Çünkü herkes benim ne kadar Beşiktaşlı olduğumu bilir. İkincisi epey bir zamandan sonra ülkeme geri dönüyorum. Fransa’da aralıklarla 9 sene çalıştım. Tabii bu çok hoş bir duygu.

Zor bir görev aldık. Öncelikle birinci hedefimiz, geçtiğimiz sene yakalanan başarı. Çok kolay bir hedef değil, çok zor bir hedef. Çıta çok yukarıda bunu kabul etmek lazım ama dediğim gibi, önemli olan da zaten bu çıtanın yüksek olması. Alçak bir çıtaya hedef gösterirseniz bunun bir manası ve esprisi kalmaz.

Tabii hedefimiz ligi ve Türkiye Kupası’nı kazanmak. Arkasından Euro Lig’de imkan olursa bir çeyrek final yapılabilir mi, oralara varabilir miyiz? Ondan sonra zaten önümüz açık. Açıkçası çok yüksek bir çıta ama ben olmayacak birşey olarak düşünmüyorum.

Öncelikle kadroyu korumak birinci hedefimiz olacak burada. Bu gerçek, başarılı olmuş bir kadro, başarılı oyuncular var ama bir gerçek daha var. Takımlar başarılı olduğu zaman oyuncuların değeri yükseliyor. Gerçekçi olmamız lazım. Bu kadroda bulunan yabancı oyuncularınızı baktığınız zaman tutmanın çok kolay olmayacağını düşünüyorum.

Ayrılan yabancı oyuncular olursa, en az onlar kadar güçlü yabancı oyuncular bulmamız lazım. Euro Lig’de oynayacağımız için Türk oyuncu takviyesi de yapmamız gerekecek. Çünkü 7-8 oyuncu bile çok kısıtlı kalıyor. Kadroyu biraz daha geniş tutmamız lazım. Türk oyuncu transferi çok önem kazanacak diye düşünüyorum. Elimizdeki bu büyük başarıya imza atmış yabancı oyuncuların hepsini imkan olsa tutabilmek isterim. Kolay olmayacaktır. Ama hedefler bu tabii. Bu kadroyu biraz daha genişletmek ve tekrar aynı başarıyı yakalamak. Tüm plan ve program bunun üzerine kuruldu.

Benim en önemli prensiplerimden bir tanesi genç oyunculara fırsat tanımak. Bugün NBA’de Amerikalı oyuncudan fazla Fransız milletine tabii oyuncu oynuyor. Çok atletik oyuncular var ve ben onlara büyük şanslar tanıdım, yollar açtım. Hepsine oynama süreleri verdim. Aynısını Türkiye’de de uygulayacağım.

Omurgayı kendi içinizden yetiştirdiğiniz oyunculardan kurduğunuz zaman başarıda devamlılık gelir. Kulüplerin maddi sıkıntıları olduğu günler her zaman olabilir. İşte o günlerde altyapıdan gelen oyuncular takımı sırtlayabilirler. Onun için ben altyapıya çok büyük önem veriyorum. Fransa’da çok çalıştım ve bütün genç oyuncuların önünü açtım. Aynı şeyi Beşiktaş’ta da yapmaya devam edeceğim. Bunda en ufak bir problem yok. Mühim olan o genç oyuncuların önlerini açmak nereye kadar giderler, ne kadar geliştirirler basketbollarını ondan sonrası onlara kalmış ama hepsinin şansı olacaktır. Ben, altyapıdan oyuncu yetiştirmeden bu başarıların hiçbir zaman sürekli olacağını düşünmüyorum.”

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Beşiktaşlılık !

sürekli bel ağrısı çeken yabancı futbolculara…

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Tebrikler Potanın Kartalları

Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımımızı Willi Brinkman Kupası’nı kazanarak Avrupa Şampiyonu olması sebebiyle ;

Beşiktaş Milangaz Takımımızı EuroChallenge Kupasını kazandığı için tebrik ederiz.


Önce Beşiktaş

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

2 Doğru hareket

Daha önce eski yönetime sunduğumuz ama dikkate alınmayan 2 proje yeni yönetimle beraber hayata geçiyor.

Bu projelerden biri 27-29 Nisan’da Macaristan’da yapılacak EuroChallenge Final Four maçları için Pronto Tour ile ortak düzenlenen tur.

Bu turun Detayları ;

26-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek tur, 4 gece 5 gün şeklinde ve toplam 419 Euro tutarında.

Turun detayları ise şu şekilde.

1. GÜN – İSTANBUL – BUDAPEŞTE – DEBRECEN

Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali PRONTOTOUR kontuarında saat 16.00 da buluşma. Bilet ve gümrük işlemlerinden sonra TÜRK HAVAYOLLARI seferi ile saat 18.15’te Budapeşte’ye hareket, saat 19.15’de varış. Havalimanına inişimizi takiben bekleyen özel otobüsümüz ile debrecen’e transfer ve otelimize yerleşme . Geceleme otelimizde.

2. GÜN – DEBRECEN

Sabah kahvaltı sonrası serbest zaman. Maç saatinde salona transfer.BEŞİKTAŞIMIZA BAŞARILAR DİLERİZ. Maç sonrası otelimize geri dönüş. Geceleme otelimizde.

3. GÜN – DEBRECEN

Sabah kahvaltı sonrası serbest zaman. Arzu edenler ile ekstra Budapeşte turu. Görülecek yerler; Kahramanlar Meydanı, Andrassy Caddesi, Opera, Parlamento, Zincirli Köprü, Gülbaba Türbesi, Buda Kalesi, Mathias Kilisesi, Elizabeth Köprüsü… Gezi sonrası serbest zaman.Akşam otelimize transfer. Geceleme otelimizde.

4. GÜN – DEBRECEN

Sabah kahvaltı sonrası serbest zaman. Maç saatinde salona transfer.BEŞİKTAŞIMIZA BAŞARILAR DİLERİZ. Maç sonrası otelimize geri dönüş. Geceleme otelimizde.

5. GÜN – DEBRECEN – BUDAPEŞTE – İSTANBUL

Sabah erken kahvaltı Havalimanına transfer, bilet ve gümrük işlemlerinden sonra TÜRK HAVAYOLLARI seferi ile saat 10.50’de İstanbul’a hareket, saat 13.45’de varış ve turumuzun sonu.

 

İkinci projemiz ise stoktaki ürünlerimizin private shopping sitelerinden biri vasıtasıyla satışa çıkarılması ve bu sayede ürün stoğunun eritilmesi idi.

Kulübümüzden yapılan açıklama ile ,

Birçok Kartal Yuvası ürününü vipdukkan.com üzerinden  12 Nisan 2012 Perşembe günü saat 07:30’dan 17 Nisan 2012 Salı günü saat 07.00’ye kadar sürecek özel kampanya ile satışa çıkacak.

 

Bu iki doğru organizasyon için yönetime teşekkür ederiz.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz