Category: Önce Beşiktaş

SABRIMIZ TÜKENDİ HAKKIMIZ BAKİ

Kriz yaratmada üstümüze yok. En taze polemiğimiz, İstanbul’dan zaten kalkıp gitmeyi %90’ımızın düşünmediği mecburi Ankara seyahatiyle oynanacak Sivas maçı için şaşırtıcı şekilde kombinelilerden üste para istenmesi hadisesi. Hafta boyunca kombinelilere yapılabilecek ayrıcalıklar, uygun şartlarla kaldırılacak otobüsler konuşulurken üstüne bunun gelmesi gerçekten amacı sorgulatır nitelikte.
İleri sürülen gerekçe ise gerçekten çok tuhaf. Henüz olmamış, yapımı sürdükçe süren bir stada kombine satılırken ücretsiz olarak sunulan Olimpiyat (halk arasındaki adıyla Zulümpiyat) imkanının sadece bu berbat statta geçerli olduğu savı. Zira herhangi bir sebeple Başakşehir’de, Kadıköy’de, Zeytinburnu’nda takım iç saha maçını, diğer takımlar lütfeder de oynayabilirse, kombinelerin yine geçersiz olacağına dair düz bir teori hakim. Bu da düpedüz taraftarı keriz yerine koymaya eşdeğer.
İyilikmiş gibi, öncelik hakkı tanınmış durumda para vermek isteyen kombineliler için. Halbuki basitçe, Salı gününe kadar maça gitmek isteyen kombineli taraftarımız varsa ücretsiz olarak biletini teslim alabilir, diğer günlerde satışı herkese açarak 13.000 kişilik yeri bloke etmemiş oluruz dense hiç kimsenin bir itirazı olmayacaktı.
Daha kombine alırken vaad edilen, pasoligle paylaşılan 25 TL’lik ücretlerin iadesinden ses seda yokken bu ikinci kazık hiç ama hiç olmadı.
Zaten hediye verdiğimiz Zulümpiyat’a da gelmiyordunuz, hediyeyi de geri aldık demek işi çözmez.
Zulümpiyat’a çıkarılacak kombine kaç tane satardı, 1000 mi, 2000 mi? 3000 diyecek çıkmaz sanırız.
Olmamış stadın promosyonunu geri almaya kalkmak, istediğimde stat, salon değiştirir senden bilet parası talep ederim demek, her branşta ve her kulüpteki taraftar için anlamsız ve bugüne kadar kimsenin aklına gelmemiş bir risk doğurmuştur.
O zaman sorarlar adama, sen neden Olimpiyat’ta oynatamıyorsun? Neden koca yaz çime bakım yaptırmadın? Yoksa gerçekten 30 Ağustos masalına kendin de mi inandın?
Stada atom bombası mı düştü de mücbir sebep kabul edeceğiz?
Kombinemi senin taahhüdünle almışım, ister giderim, ister gitmem. Sen o statta maçın oynanması için her türlü tedbiri önceden alacaksın. Alamadın mı, nerde oynanıyorsa hakkımı baki tutacak, üstelik ulaşım sorunumu da dikkate alacak, bana destek olacaksın.
E-bilet kanunu dayatmasına rağmen maça gelen, para veren, destek olan her taraftarı el üstünde tutmak gerekirken bu yapılanlar reva değildir. Sadece Beşiktaş’ta olur muhtemelen ama sadece Beşiktaşlıların sorunu da değildir. Bu tip şark kurnazlıklarına karşı bütün taraftarlara örnek olması açısından, Ankara’ya maça gitmek isteyen, bilete para vermek zorunda kalacak her Beşiktaşlı kendi bölgesindeki Tüketici Hakem heyetine başvurmalı ve Kartallarla kerizleri ayırmalıdır.
Hem vaad edilen ama üstüne yatılan 25 TL’lik pasolig parası için hem de bilete para verme garabeti için ayrı ayrı başvurmak üzere şu bağlantıya bakılabilir. http://www.tuketici.gov.tr/index.snet?wapp=nasilbasvurulur_tr
Bunda ne günah vardır, ne kulübüne dava açma ayıbıdır. Ayıp, taraftarı kulübünden uzaklaştırmaya ve Beşiktaş’ı tüketmeye çalışanlara, hak bize aittir.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

ŞİMDİDEN RED!

TÜZÜĞE EKLENMEK İSTENEN BAZI MADDELER HAKKINDA KARŞIT GÖRÜŞLERİMİZ

 

-          Madde 9; Değişikliğin Özü: Şike ve teşvikten ceza alanların üye olamaması.

Red sebebimiz: Kulübümüz üzerinde haksız olduğuna hepimizin hemfikir olduğu bir yafta dururken, böyle bir maddenin gereğini dile getirmek samimiyetsizlikten öte bir durum ifade etmemektedir.

 

-          Madde 10.b; Değişikliğin Özü: Yeni üyelerin ‘gerektiğinde’ mülakatla seçilmesi.

Red sebebimiz: Üyelik şartlarını taşıyan her Beşiktaşlı kongre üyesi olabilir, Yönetim Kurulu ile Seçme ve Sicil Kurulunun keyfiyetine bırakılamaz. Eskiden süregelen usulsüz üyelikleri tespit ve iptal etmek daha acil bir yaklaşım olacaktır.

 

-          Madde 17; Değişikliğin Özü: Genel Kurula katılabilme süresinin 3 yıla çıkarılması.

Red sebebimiz: Daha geçen sene yapılan değişiklikle 1 yıla inen Genel Kurula katılma hakkını 3 yıla çıkarmaya çalışmak yeni üyeliklerin önüne set çekmektir. Üyelik vasfını taşıyan Beşiktaşlılar, aksine teşvik edilmelidir.

 

-          Madde 20; Değişikliğin Özü: Kulüp çalışanları lehinde veya aleyhinde konuşma yapılamaması.

Red sebebimiz: Kulüp çalışanı olup sahte üyelikler yapan, kaset siyaseti yapan, kartal yuvalarını dolandıran kimse dokunulmazlık zırhına bürünemez.

 

-          Madde 29.b; Değişikliğin Özü: Divan kurulunun sadece üniversite mezunlarından oluşması.

Red sebebimiz: Eşitlik ilkesine aykırı öneriler Dernekler Masasından dönmektedir.

 

-          Madde 30; Değişikliğin Özü: 300 kişilik Yüksek İstişare Kurulu oluşturulması.

Red sebebimiz: Hiçbir yüksek kurul 300 kişiden oluşmamalıdır. Divan Kurulu çalışmalarını daha etkin hale getirmek için daha çok özelleşmiş küçük gruplar oluşturulmalıdır.

 

-          Madde 47; Değişikliğin Özü: Üyelikten çıkarmayı sübjektif kriterlere dayanarak kolaylaştırma.

Red sebebimiz: Bugün iktidar olanların yarın muhalif olacağı gerçeğiyle ucu açık maddelere dayanarak üyelikten çıkarma işlemi başlarsa bunun sonu alınamaz ve her dönem muhalif sesleri üyelikten atma yaptırımına rahatlıkla başvurulabilir. Son derece sakıncalı ilavelerdir.

 

UNUTMAYIN, SEN BEN YOK BEŞİKTAŞ VAR!

HER ŞEYDEN ÖNCE BEŞİKTAŞ!

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Yazıklar Olsun!

Yazıklar olsun. 
Hepimize, her birimize … 
Bu ülkede bundan öncelerde de maden kazalarında kaybettik insanlarımızı.
Güzel öldüler dediklerinde oturduğumuz evlerimizde bela okumaktan başka hiçbir şey yapmadık. 
Bilmiyor muyduk bu ülkede maden işçilerinin ölüm tehlikesi yüksek bir şekilde çalıştıklarını. Biliyorduk ama hiçbirimiz sesimizi çıkartmadık. 
Bize dokunmuyordu ya yılan isterse beş bin yaşasındı. 

Şimdi 240 can yitirilmiş,
O toprağın altında çaresizce ölümü beklediler belki de bilmiyoruz. 
240 can toprağın altında , toprağın üstünde onların arkasında bıraktıkları binlercesinin gözleri yaşlı, başına yıkılmış dünyaları. 
Kimisi yetim kaldı, kimisi dul, kimisi evladını verdi toprağın altına. 
Kimisi belirsizce bekliyor, bir umut babam, evladım, kocam çıkar o toprağın altından diyerek. 

Ne yazık değil mi birileri için hayat durmuş, bitmiş iken kimileri için devam ediyor. 
Bakın bu ülkenin Başbakanı, koskoca Başbakan bu kadar büyük bir faciaya “Bunlar olabiliyor, iş kazası ” deyip geçiştirebiliyor. 
Bakan Milli Yas ilan edebilmek için Başbakandan icazet bekliyor. 

İnsan hayatının bu kadar ucuz olduğu, hiçe sayıldığı bir ülke, bir millet haline getirilmiş olmak zoruma gidiyor. 

Herkes gibi benim de bir siyasi yanım, düşüncem, davam inancım var. 
Fakat siyasi görüşümü bu konu ile bağdaştırıp, bu konu üzerinden siyaset yapacak kadar şerefsiz değilim çok şükür. 

Gurur duydum Beşiktaş`ımla, Gençlerbirliği maçı gelirlerini Soma`ya bağışlayacağını açıklayınca. Yalnış anlaşılmasın diğer kulüpler bu tarz açıklama yaptı mı bilmiyorum, bu açıklamayı yapan her kulübü can düşmanlarım da olsa ayakta alkışlarım. 

Yeter artık; Bu ülke evlatlarının pisi pisine ölmesini, yitip gitmesini istemiyorum ben, bu haberleri okumak istemiyorum. 
Madenler konusunda ve maden gibi insanların hayati tehlikesi olan her iş alanı hakkında gerekli bütün her şeyin yapılması ve artık risklerin en aza indirilmesi gerekiyor. Devlet ve devletin kurumları, sorumlu işverenler bunu yapmıyorsa halk yaptırtmalı…

Yitip giden 240 can. Rabbim bu dünyada karanlığı iliklerine kadar yaşayan bu canlara Cennetinde aydınlığın en alasını göstersin. 
Toprak altında kurtarılmayı bekleyen canlara sağ salim çıkıp evlerine, eşlerine, evlatlarına, anne babalarına kavuşmayı nasip etsin. 

Hastanede olan yaralı canlara şifa versin tez zamanda. 

Rabbim ülkemize bir daha bu tarz facialar, acılar yaşatmasın. 

Yeter artık ihmalkarlıktan ölmesin insanlar … YETER!!!

 

Erkan YILDIZ

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

2014, 2004 Olmasın; Son 20 Senede 4 Olsun

bjk-logoÇocukken beklediğimiz 15 günlük Şubat Tatilleri vardı bizim, daha fazla kar yağsa da kartopu oynasak beklentilerin ilkiyken, geç kalkacak olmak ve sınav stresinin son bulması ile hele ki son sınav akşamı eğlencenin dozunun artması yaşımız büyüdükçe daha önlerde oldu.. Yani hep bir HEDEFimiz vardı..
Beklentiler değişti, ülke ve dünya konjonktürü değişti ama içimizde hep değişmeyen bir şey vardı, Beşiktaş’ı ne 15 tatilde, ne lig arasında ne yaz aylarında ne İstanbul’da ne deplasmanda ne seyircisiz maçta ne tarafsız sahada yalnız bırakmamak ve düşünmeden edememek.. Tek HEDEF Beşiktaş’tı yani..
Küçüktüm, ilkokuldaydım,  hayatım boyunca yeteneğim olmayan kötü bir figürle Metin – Ali – Feyyaz onlara orta yapan Rıza formanın önünde arma ve kocaman Beko yazısı çiziyordum, derdimi anlatabiliyordum en azından…Takım ben çizdikçe sanki daha çok gol atıyordu benim tüm kabiliyetsizliğime inatla .. Ankara’dan galatasarayın 5.golü geliyordu Beşiktaş İstanbul’da daha 2 ‘deydi ama ‘’Haydi’’ diyordu Kaptan Rıza Şifo’nun sırtına vurarak.. Elele koşuyorlardı golün santrasına.. Birlik vardı, takımdaşlık vardı, arkadaşlık vardı, onların elele koştuğu santra değil HEDEFti..
Şu anda da mesela en çok Veli koşuyor, yürekten oynayan adamı sevme serimiz vol.3456789422256721 olarak seviyoruz ailecek kendisini, mesela Holosko, Gökhan sürekli koşuyorlar, Necip kafayı kaldırmadan koşuyor, Deli İbo bu koşucu ekibin Ata’sıydı  koşularını gol pasına çevirse Barnebau’da koşardı ya Eski Kaptan..HEDEFini doğru koyamamıştı belki de..
Da Vinci ‘nin Şifresi’nden ibaret değil bazı şeyler, bir beklenti etrafında kümelenen insanlar ve onların stratejileri sonucu uygulamaların olumlu ya da olumsuz olması belirler sonucu, yani HEDEFin doğru koyulması gibi..
Yazının başlığını bulmam 1 dakikadan fazla sürmedi çünkü bu yazı da HEDEFe götüren bir yazı olmalıydı. 2014 senesi 2004’teki çöküşün tekrarı olmamalı ve 2014 senesi Beşiktaş için son 20 senedeki 4.şampiyonluğu olmalı. Benim HEDEFim buydu..
‘’Hedefimiz şampiyonluk’’ kelimesi çok defa kelam edildi kameralar karşısında, belki tamamen içten gelen bir inanca dair belki tamamen politika gereği. Biz taraftar olarak buna giden uygulamayı sahada görmek istedik ama maalesef ki 28 Aralık Sabah’ına ne Haftasonu ne Yeni Yıl Heyecanıyla değil, yüzler beş karış, hafif sinirli, kahvaltıda bir bardak çay yetecek olan, gazete ve televizyonla iletişimi kesmiş, belki gündüz 1-2 saat çıkarım kafasında uyandık. Mesela puan sıralamasında bir üstümüzde bulunan kasımpaşanın akhisara yenildiğini çoğumuz bilmiyor bile, yine aramızda 2 puan bulunan galatasarayın kayseri erciyessporla deplasmanda yapacağı karşılaşmayı çoğumuz izlemeyecek.. Çünkü HEDEFten gitgide kopan 11 tane adam ve Kutsal Forma’dan ibaret gelişmeler..
Zaten diğer takım taraftarları taraftar kalıp 90 dakika stada gidip biraz tezahürat biraz ıslık biraz çekirdek hoşbeş ederken, biz bir sabah kulübe gelen icra, diğerinde kulüp içi yolsuzluk, üçüncüsünde takımın en kritik adamlarının sakatlığı gibi taraftar kisvesinden uzak araştırmacı gazeteci / muhasebeci / doktor gibi unvanlarla geçiriyoruz günlerimizi. Aramızda adelede 1.derecede yırtığın kaç günde sahaya döneceğini bilmeyen yoktur.. Biz de HEDEFten saptık..
Acaba diyorum şampiyonluk kelamı edenler sene başında HEDEFlerini gerçekten şampiyonluk olarak belirlediler mi.. Oynadığı karşılaşmalarda % 45 gibi yüksek bir gol yüzdesi tutturan ama oynadığı karşılaşma sayısında devamlılığı olmayıp % 60 küsürlere tekabül eden Almeida ve 3 kez kritik şekilde sakatlanıp kendine güveni gitmiş Mustafa’nın yedeğini ameliyat masasından kalkıp ilk 4 hafta sahaya dahi çıkamayacak HEDEFi şampiyonluktan öte sağlığına sıhhatine kavuşmak olan Eneramo’yu mu almak olmalıydı HEDEF.. Ya da Türkiye Ligleri’nde Sergen, Tümer, Hagi, Alex, Batalla, Ilıc pozisyonlarının önemi belli iken o pozisyon için 2 senede 110 maç yapan fenerbahcede 10 maç oynayıp 3 gol atan sezer Öztürk müydü en büyük HEDEF.. Franco için bir HEDEF koyulmuştu mesela, ilk 1 sene Avrupa futboluna adapte etmek, 2 sene vitrine çıkarmak ve satışından para kazanmak.. Ama stratejide eksik kalınmıştı , franco ilk sene nerede işlenecekti, ilk turunda elenilen kupa maçları da çare olamazdı ki..
Vedat Kaptan , Rahmetli Güzel İnsan derdi ki ‘’atanınla tutanın iyi olacak’’ belki de seneler sonra ADAMlığı ZENGİN Tolga arkadaşımızla , üstündeki pası yüksek oranda silen iri dostumuz Almeida bu tanımlara ilk yarı boyunca uydular.. Atan da iyiydi tutan da, e neredeydi o zaman sorun. Neden biz 28 Aralık Sabahı, kendimizi laptop başında yazı yazarken buluyoruz. Neden biz ortalama 2.2 puanın şampiyon olduğu ligde Türkiye Kupası ve Avrupa Kupası olmamasına rağmen 1.8 puan ortalaması yakaladık, neden biz 0.85 gol altında yiyenin şampiyon olduğu ligde 1.1 gol yiyerek bunun %30 üstüne çıktık. Neredeydi hata, neredeydi yanlışlık, yoksa HEDEF şampiyonluk değil miydi.. Mesela takımın en umut vaadedeni Oğuzhan kardeşimiz neden 17 resmi maçın sadece 9’unda oynadı, mesela neden sakatlar listesi büyük eşittir esame listesi oldu, mesela neden sene başında Ağustos ayında ‘’bu adamın sözleşme imzalamadığı her gün sorun olur, ya elde tutulsun ya satılsın diye’’ futbol dâhisi olunmasına gerek olmadan tavsiye niteliğinde yazılar yazılan fernandes sorunu ile uğraşıyoruz. Geçen sene aynı dönemlerde elimizde bu sorunun aynısından bir tane daha nurtopu gibi sorunumuz yok muydu. Peki geçmişten ders almak, aynı hatayı tekrarlamamak sadece süslü sözlerden mi ibaret..
17 Haziran Sabahı’na seçilmiş bir Başkan ve bir önceki yönetimine göre % 50 değişen oranda yönetici ile uyandı Beşiktaş Camiası. Seçim dönemi vaadleri, transfer haberleri, yaz günü beyaz gömlekle koşturmacalarından artık mutlu 18-19-20 Haziran’lara uyanmaktan başka derdi yoktu Beşiktaşlı’nin . İki kutuplu seçimde kaybeden tarafında yer aldığımdan sandıklar kapandığında elini sıkıp tebrik edip başarı dilediğimden , sosisli meyve suyu ısmarladığım dostlara dek herkes Mutlu Beşiktaşlı sabahlara uyanmak istiyordu. Ama 28 Aralık Sabahı hiç kimse mutlu uyanmadı..
Küçükken beklediğim Şubat Tatilleri artık yok, ben de artık çok fazla çizmiyorum zaten, tatilleri de beklemiyorum, kuru soğuk var havada.. Neyse Adana Programı güzel görünüyor, Adana Yarışları için yazıp karalayayım birşeyler belki YOLumuzu buluruz..
He unuttum sanmayın, ‘’O MAÇIN TEKRARI SEVE SEVE OLACAK’’…
Özgür Sezer

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Veda Busesi II

 

Veda Busesi II

Yıllardır aynı Beşiktaş kavgasının içinde, yaşanmışlıkları ve idealleri ortak, çoğunlukla Kapalı Tribünde nefes alan, birbirini futbol ve amatör branşlardan, tribünden, deplasmandan, onlarca organizasyondan tanıyan, elini taşın altından hiç çekmeyen, Beşiktaş’ı bir alışkanlık veya hobi olarak görmeyip hayat felsefesi ve yaşama amacı haline getirebilen, ne bir semt oluşumu, ne ortak bir meslek gurubu ne de herhangi bir derneğin mensubu olan, sadece Beşiktaş’a dair olan ve hiç bir zaman fikirleri ve söyleyecekleri bitmeyecek olan bir topluluğuz.

İnternetin medyadaki payının artmaya başladığı ve taraftarın sesinin bağımsız dergisinden sonra site ve forumlardaki yazı ve yorumlarından duyurulduğu 2000’lerin başlarından beri her zaman Beşiktaş’ın gündemini başkalarının belirlemesine izin vermemeye çalışan, taraftarın nabzını tutarken cevabını gerekli yerlere ulaştıran, tavrı, yaratıcılığı ve hazır cevaplığıyla takdir kazanan işlerin altına imza attık hep. Ancak gün oldu, camiayı ilgilendiren konulara dair itirazların farklılığı yeni bir platform ihtiyacı doğurdu. Popülerlik, öne çıkma, kulüple ilgili hırs ve ihtiraslar değil, doğru bildiklerini haykırma, az ve öz olma, hayat kavgasının içinde çok fazla şeyden Önce Beşiktaş diyebilmek oldu hep düsturumuz.

Geriye dönülüp bakıldığında geciktirilmiş hayaller, uzatılan okullar, fikstüre göre ayarlanmış hayatlar ve hep kendinden vermenin getirdiği mutluluk ve huzur kaldı. İleriye dönük bilincimiz, güvenimiz ve sorumluluklarımız da bütün bu geçmişle birlikte arttı. Beşiktaş’ın geleceğini ilgilendiren her yerde bulunmaya devam edeceğiz. Ta ki zamanı gelip bizden daha enerjik olan ve daha iyi yapacaklara görevimizi devredene dek.

Hayat Beşiktaş, Önce Beşiktaş.

 

diyerek çıktık yola, 2 elin 10 parmağını geçmeyecek kadar insanla başlayıp şimdi yaklaşık 80 kişi imece usülü kongre üyesi olduk ama bu yolda en çok yardımını görmemiz gereken yaşça büyüklerimizden hep kötülük gördük. Biz saf Beşiktaş Sevgimizle hareket ederken onlar kendi güç gösterilerini yapabilmek adına kullanmaya çalıştılar bizi, Önce Beşiktaş’ı. O kadar ileri gittiler ki dostu dosta kırdırmaya başladılar. Başardılar da.

Yola birlikte çıktığımız insanları yarı yolda bırakmak yok bizim Beşiktaşlılığımızda. Hele hele çevresinde toplanabilecek kadar güvenilen sevilen insanların küfür ettiği algısını insanların belleklerine yerleştirmeye çalışıldığı bir ortamda biz artık yokuz demek istiyoruz bu aşağıda ismi yazılanlar. Bu bizlerin 2. Veda Busesi bir nevi. Forza’dan ayrılırken doğrularımız neyse, bugün de doğrularımız aynıdır. Biz fazlasıyla anladık ki  Beşiktaş’ın en büyük sorunu Kongreci Beşiktaşlılardır. Biz bundan sonra hayatımıza Münferit Beşiktaşlılar olarak devam edeceğiz.

“Beşiktaş için iyi bir şeyler yapmak istiyorsan, kimsenin adamı olma” demiş ya Sayın Süleyman Seba, aynen öyle işte… Bu oluşuma verdiğimiz tüm emekler helal-i hoş olsun…

Mert Subaşı
Erinç Korkmaz
Genco Özcan
Musa Kaba
Onur Potur
İbrahim Demir (Dikilitaş)
Sezgin Gülnar
Ahmet Özdemir
Cigdem Deniz
Aziz Şenel

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

2014,2004 Olmayacak!

2014, 2004 Olmayacak!
15 Aralık 2013 günü yine bir Beşiktaş maçında olağan dışı işler yapan birtakım adamlar gördük sahada. Dünya basınını dahi hayrete düşüren, ülkedeki her renkten vicdan sahibi insanın ‘bu kadar da olmaz’ dediği olaylar ve kararlar sonrasında futbolu yönetenlerden ‘normal, doğru’ gibi tepkileri duymak biz futbolseverleri derinden yaralamış ve tam da istenildiği gibi, öfkelendirmiştir!
Sonunun nereye varacağı belli olmayan bir kaosa doğru yelken açıp açmamak şimdi karar verici kurulların elindedir. Biz 10 sene önceki futbol katliamını asla sindirmemişken hiç kimse artık Beşiktaşlıdan bir şaşkınlık ve kabulleniş hali beklememelidir. Olimpiyat stadındaki tahriklerin ardından patlayan olayların bedeli henüz ödenmiş ve takımımızı her zamanki gibi puan cetvelinden bağımsız olarak bağrımıza basmaya hazırlandığımız sırada cüret edilen bu tavrın doğrudan sabrımızı sınamaya dönük büyük bir hata olduğu herkes tarafından bilinmelidir.
Bugün iç işlerimizi bir yanda tutarak kulübümüz başkanı Sn. Fikret Orman’ın maçın tekrarına dair haklı talebinin kongre üyeleri ve taraftarlar olarak sonuna kadar yanında olduğmuzu,şekli ne olursa olsun her türlü mücadelenin Önce Beşiktaş diyerek verileceğini spor kamuoyuna hatırlatmak isteriz.
Saygılarımızla.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Vefat ve Başsağlığı

Kıymetli futbolcumuz Tolga Zengin’in annesi Melek Zengin’in hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Merhume Melek Zengin annemize Allah’tan rahmet, değerli oyuncumuz Tolga Zengin ile değerli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Forma Oynamaz Tecrübe Oynar!

Yine erken kapanan bir sezon. 4 maçlık ceza süresince maça gitmeyi unutmuş bünyelere bir de umutsuzluk ve kızgınlık dolmuş durumda. Polisi az görünce azan ve sahaya dalanlar yüzünden 3 maçta bir gol atıp 6 puan kaybeden takım ise hem taraftarın önemini hatırlattı bir kez daha hem de tecrübenin. Dış saha kayıplarını saymıyorum, normal denebilir, içerde ise Karabük’ü Rize’yi yenemiyorsan, derler ya hani ‘Geçicen bu işleri’.
Peki bu senenin, olmayan paralarla alınan adamlarının oluşturduğu erken havlu atan kadrosu nasıl kuruldu incelemek lazım. Halbuki sevinmiştik sistem, planlama, yatırım gibi kulağa hoş gelen kelimeleri duyunca. Unutulan bir şey vardı demek ki, adı tecrübe!
‘Formasını koysan ikinci üçüncü olur zaten bu takım!’
Olmaz arkadaş, River Plate’in küme düştüğü bir dünyada yaşıyoruz, bizi de düşürebilirler şampiyonluğu bu kadar unuttuğumuz için yakında.
Sorun bu Aybaba kafasında zaten, futbolu koşmaktan ve şans/hurafe karışımından ibaret sanan totemcilikte.
Ernst’in formasını Necip’e verince orta sahayı çekip çevirmiyor çocuk maalesef, kendine de bize de yazık ediyor yıllardır. Hiçbir Anadolu takımının bile sorumluluğunu aldırmadan, bize göre büyük, bazısının kafasındaki küçülmüş Beşiktaş’ın kaderini teslim edemezsiniz bu arkadaşlara. Muhammed, Mustafa hakeza. İsimleri yan yana harika gelse de kulağa, sahada bitirici işleri yapamadıkları sürece yerleri kiralık verilecekleri takımlardır, döndüklerinde hazır olmuşlarsa formayı sırtlarına geçirirler, yoksa yok!
Yoklukta getirilen Franco, Kerim, Günay aynı şekilde. Gelecek yatırımıysa eyvallah ama bu adamları paslandırarak ol-maz! Oynatmıyorsan, hiçbir lig maçında kafadan güvenemiyorsan Türkiye Kupası’na hazırlık maçı muamelesi yapıp kendini de çocukları da yakma hakkını kim kime veriyor anlamak mümkün değil! Artık ne yeni Yasin Sülün’leri izlemeye tahammülümüz var senelerce, ne de kaybedilecek yeni Adem Büyük’lere. Kendini kanıtlamamış oyuncuyu Yetiştir veya al, kirala, öyle kazandır takıma ve futbola, yoksa da sat yolunu çizsin buranın dışında. Yıllar geçince her şey güzel olacak yalanları bitmiştir, zira yıllar geçiyor ve hep daha kötüye gidiyoruz!
Şurası artık anlaşıldı ki Kariyerli, gözün kapalı forma vereceğin adamlarla başarıya ulaşır ancak Beşiktaş. Schalke’li Ernst, Milan’lı Guinti, PSV’li Atiba, Valencia’lı Carew, Udinese’li Sivok seni ileri taşır, yarışmacı kimliğini korur. Arsenal altyapılı Oğuzhan’ı 10 yılda bir bulursun, Sergen 50 yılda bir yetişir. Kısacası, pat diye forma vereceğin adam bellidir, kulübende oturacak adam da her zaman ilk onbiri zorlayacak yeterlilikte olmalıdır. Mehmet Akgün’le çıkıp fazla top kaybetmedi diye seviniyorsan seviyen Gençlerbirliği olmuştur. Chelsea’li Meireles, Newcastle’lı Emre, İnter’li Snejder, Juventus’lu Melo’ya rakip olman için muhteşem bir takım oyunu ve oturmuş bir sisteme sahip olman gerekir ki o bile iyi oyuncularla olur ve 1 senede olmaz.
Her 2 senede bir şampiyon olacak, ikincisinde ise şampiyon olmasa da kılpayı kaçırıp şampiyonlar ligi yapacak takımı kuramıyorsan yönetiminden teknik ekibine suçlusun ve sorumlusun. En suçsuz ise kendisine güvenilen ve bunu boşa çıkaran oyuncular. En büyük hayal kırıklığı sürekli oyalanan ve yalancı umut pompalanan taraftar. En mutlu şak şakçılar ve menajerler.
En çabuk zamanda gerçek bir şampiyonluk adayı Beşiktaş görmek dileğiyle, herkese sabırlar dilerim.

Çağrı Göksel

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Futbol A.Ş. Olağan Genel Kurulu Yapıldı

3 Aralık 2013 Akaretler notları ;

Hazır olanlar: Tayfun, Buğra, Sezgin, Çağrı, Cem, Akın, Serdar, İsmet abi, bağımsız denetçiler Şafak Şık ve Atıf Keçeci, birkaç fon adına birden katılım gösteren hanımefendi, bakanlık müfettişi, denetleme şirketi, yönetim kurulu üyeleri ve diğer Beşiktaşlı hissedarlar.

BJK Derneği’ni temsilen bulunan Sn. Ahmet Nur Çebi, şirket yönetim kurulunda olmamasına karşın sorulara mümkün olduğunca cevap vermeye çalıştı. Buradaki yanlışlığı (Şirket yönetim kuruluna girerek yetkisi ve sorumluluğunun örtüşmesi gerektiğini) belirttiğimizde biraz bozuldu ama hak verdiğine inanıyoruz.

Sıcak gündem maddelerinden 480.000 TL’lik kartal yuvası dolandırıcılığı ve Tuğrul Y.’nin kulüpten avans adı altında aldığı yaklaşık 450.000′in akıbetini sorduğumuzda inkar gelmedi, aynen tahsil edilme girişimlerinin başlatıldığı belirtildi. Maaşından bari kesilsin Tuğrul’un istedik!

Denetleme raporunda göze çarpan ‘Gaziantepsporun Demirören aleyhine açtığı ve bedeli 1 milyon lirayı bulan’ davayı sorduğumuzda, kulüp adına bir işlem olmamasına rağmen kulüp kaşesine imza atarak iyi
Beşiktaşlı eski Başkan’ın kulübü borçlu haline getirdiğini öğrendik. Kaybedilirse borcun rücu edilmeye çalışılacağı bilgisini aldık. 3 skandal peş peşe itiraf oldu kısaca.

2012′de UEFA’ya gidemeyiş belgelerinin elimizde olduğunu ve kulüp olarak 1,5 senedir hiçbir adım atılmadığı için SPK’ya suç duyurusunda bulunacağımızı belirttik. 2013′teki gidemeyiş ile birleştirilerek hareket edileceğini duyduğumuzda kulaklarımıza inanamadık çünkü biz haksız yere şikeye teşebbüsle suçlandığımızı bilirken iki olayın aynı kefeye konmasına tepki göstermek zorundaydık, öyle de oldu.

Vodafone arena konusunda hakim ortak olan dernek tüzüğü değişmeden BJK Vodafone’dan başka bir şey olamayacağını hatırlattık, sponsor para verirken bunu dikte ediyor cevabını aldık, kabul edemedik.

Yıldız transfer isimleri konuşulurken Yeniden gündeme gelen geciken vergi borcunu sorduğumuzda imzalanan protokolün (borçların yapılandırıldığı) henüz bozulmadığı belirtildi. Ödendi denmedi.

Kart1903 uygulamasında her ‘yeni’ 40.000 üyeden sonra oranların ancak lehimize değişmesi hatasına vurgu yaptık, henüz kart sahibi sayısının 18.000 olduğu bilgisini aldık. Çok satılır diye umularak böyle bir anlaşma imzalandığı dile getirildi.

Özellikle yerli oyuncuların sadece birkaçının değil hepsinin TL üzerinden anlaşma yapması gerektiğini, artan kurla birlikte ciddi kayıpların söz konusu olduğunu vurguladık, özellikle gurbetçi oyuncuların Euro bazlı imzalamak istediği ama bu tip bir risk analizi çalışması yapılabileceği yanıtı verildi.

Son olarak Mobil uygulamalardaki yetersizliğimizi dile getirdik.

Ayrıca Sn. Atıf Keçeci BJK TV’nin yıllık 3.5 milyon TL gideri ve sıfır geliriyle devredilmesi veya kapanmasını önerdi, aynen böyle bir düşünce olduğu cevabı verildi.

İsmet abi meşhur denetim raporunun varlığından şüphesini dile getirdi, cevap verilmedi.

İbra oylamalarına geçildi, ne red ne kabul oyu verdik genellikle, dernek adına Sn. Çebi şirketi ibra etti doğal olarak.

İnteraktif ve güzel bir toplantı oldu, katılan ve sorgulayan herkese bu sene de teşekkürler.

Ne olursa olsun, Önce Beşiktaş.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Deklarasyon

Sayın Beşiktaş JK Yönetim Kurulu’na;

110 yıllık ulu bir çınar olan kulübümüz, şanlı tarihimize şan, şeref, mertlik, centilmenlik gibi kavramları kattığı gibi faaliyet gösterdiği branşlardaki iddialı, yarışmacı, rekabetçi kimliği ve başarılı sporcuları ve kadrolarıyla  nice şampiyonluklar elde etmiştir. İçinde bulunduğumuz endüstriyel spor dünyasının başarıyı sürekli kılmaya zorlayan şartları bir yana, kulubümüzün tarihi ve geleneği de, yeni nesillerin kalbinde yer edinebilmenin yegane yolu da bu mecburiyeti işaret etmektedir. Lakin
ne yazık ki, özellikle futbol dışı branşlarda ezeli rakiplerimizin ve bu branşlara yatırım yapan diğer müessese takımlarının Avrupa ve Dünya çapında aldığı başarılar ortadayken ‘bütün branşlarda hedefimiz şampiyonluktur’ lafları sadece lafta kalırken inandırıcılıktan son derece uzak olmaktadır.
Ayrıca yine futbol, basketbol, voleybol gibi branşlarda , ezeli rakiplerimiz ile yaptığımız karşılaşmalarda maalesef ki galibiyet yüzdemiz çok ama çok aşağılardadır. Bu durum gerek bizleri manevi olarak üzmekte, gerekse salonlara – statlara gelecek taraftar sayısını aşağı çekerken rekabetçilikten uzaklık, finansal geri dönüşü getiremediği için az yatırım çöpe giden yatırıma eşit olmaktadır.
Maalesef ki futbol takımımız yalan beyanlar/şike teşebbüsü suçlamaları  neticesinde 2 senedir Avrupa’ya gidememektedir, ayrıca bilinçsiz kişilerce sebep olunan saha olayları sonucu ciddi maliyetlere katlanılmaktadır.
Her şeye rağmen Beşiktaş arması ve forması her daim en yükseklerde olmalıdır. Beşiktaş taraftarı kan ve gözyaşı sözcükleri duymayı değil, yarıştığı kulvarlarda başarı ve sevinçlerle gelecek kuşakların yüreğinde Beşiktaş sevgisinin yerleşeceği güneşli ve güzel günler görmek istemektedir. 8 sene süren ve ihanet derecesinde hatalarla dolu yılların ardından bir anda topyekün kalkınmanın mümkün olmadığını, devralınan olumsuz mirasın büyüklüğünü bilmekle birlikte sizlerin de 20 aydan beri kaynak yaratmada ve mevcut kaynakları doğru kullanabilmede çektiğiniz sıkıntı ve zorluklar gözlenmektedir. Gelir getirici projelerin artması gerekliliğini, tüm faaliyet gösterdiğimiz branşlarda Beşiktaş ismini en yukarıya taşıyacak takım ve sporcularla dolu takımlar kurulması önem ve hassasiyetini, sizlere “Önce Beşiktaş” diyen Kongre Üyesi Taraftarlar adına hatırlatmayı bir borç biliriz.

Saygılarımızla.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

İhanet Çemberi

Muhteşem olmasını beklediğimiz , rekorlara hazırlandığımız ve muhtemelen rekoru kırdığımız , futbola doymayı beklerken futbol harici her türlü konuya fazlası ile doyduğumuz berbat bir derbi akşamı.

Daha önceleri “Cüzdanları boşaltın , ayakkabıları  çıkartın ” denilip 5 ayrı arama noktasından geçtiğimiz derbileri anımsayınca nerede ise hiç olmayan güvenlik önlemleri ve maç içerisinde rakibin çileden çıkartan hallerine hakemin saç baş yoldurtan kararları da eklenince maçın sonlarında olanlar oldu .

Yaşananlar , yaşatılanlar asla unutulmayacak cinsten .

Kaybettiğimiz 3 puan ve aldığımız cezalar  kenara dursun , sevdiklerimizi  göz altında ters kelepçede görmek daha çok üzdü ve dehşete düşürdü bizi .

Nasıl bir oyuna kurban edildiğimizi anlamamıza yardımcı oldu ardı sıra gelen göz altılar .

Dostlarımız , abilerimiz  serbest kaldığında öğrendiklerimiz , duyduklarımız daha da dehşete  düşürdü bizi .

Suçlama noktası her zaman ki gibi ; Bilet bilet bilet

Öncelikle belirtmek isterim ; Elbette ki bunları yapanlarda var . Fakat ; Alandan daha çok veren değilmidir suçlu olan ?
Kimin suçu varsa üzerine gidin buna eyvallah , suçsuz günahsız insanları ezbere göz altına almayın hele hele kelepçe hiç vurmayın …

Ayrıca ;

Birileri yıllarca kongre salonlarında ki oy potansiyellerini başkan adayları için tehdit unsuru yapıp   kendilerini veyahut yakınındakileri yönetim listesine sokmak için başkan adaylarına baskılar kurdular , tehditler yağdırdılar . Siz bunları duydunuz , gördünüz , şahit oldunuz belki de , maruz kaldınız . Fakat ; tek kelime etmediniz , açıklamadınız , dilekçe verip şikayet etmediniz . 

Fakat ; Biz maçlarda dışarıda kalan kardeşlerimizi tribüne sokmak istediğimiz için ihanet çemberinin ortasına attınız , hainlikle suçladınız , nezaretlere attırıp , mahkemelerde yargılanmamızı sağladınız .

Peki bizi bedava bilet ile suçlayan değerli büyüklerimiz ,

Hatırlarsanız eğer ; Geçmiş kongrelerde sizden , mümkünse geçen sezona ait numaralı tribün bilet gelirleri çizelgesini istemiştik .Geçen sezon numaralı tribünün maç başı doluluk oranını ve bilet fiyatlarını göz önünde bulundurursak sadece numaralı tribünden ciddi bir gelirin elde edilmiş olması gerektiğini savunmuştuk . Maalesef bu talebimiz cevapsız kalmıştı .
Biz hepimiz cebimizde ki kombinelerimizi faturaları ile ortaya koymaya hazırız , siz geçen sene Numaralı tribün gelirlerini ortaya koymaya hazırmısınız ?

Yetkililere duyurulur ; Bedava bilet ile maça girenler numaralı ve protokol tribününde dir .

Göz altılar başlasın…

Her şeyden , herkesten , kendimizden bile önce Beşiktaş ulan!

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Çok Az Maliyetle Güçlü Kadro Mümkün!

İnönü’ye efsanevi bir koroylo, mükemmele yakın bir futbolla veda ettik. Bütün sezon takımı tüm uyarılara rağmen bu destekten mahrum edenler, deplasmanda toplanan onca puana rağmen ne acıdır ki şampiyonluğu heba ettiler…
Bir şey daha görüldü ki taşlarla oynanmadıkça (hele kritik maçlardaki skandal hamleler olmasaydı!) her hafta 1-2 kişi sakatlanmadıkça (amatör sağlık ve teknik ekiplere yol verilirse!) bu kadro tecrübeli yabancılara ve milli takımda yer bulamasa da kaliteli yerli ayaklara sahip güçlü sayılabilecek bir ekip. Öyle kimsenin çapsızlığı kadar onunculuğa filan asla oynamazdı, adamı döverler!
Forvette çekilen acılara Mustafa geri dönerek en iyi ilaç olmuşken ülkenin tek yerli solbeki İsmail de dönecekse o taraf da hallolmuş demektir. Aksi takdirde paraya kıyılıp bir solbek bulmak şart. Kalede Mcgregor tutmadı, 2-3 milyon avroya alıcısı da varken hemen elden çıkarılıp İstanbul yolu gözleyen Tolga Zengin en çok 1 milyon avroya Trabzondan söküp alınmalı. Bonservissiz Holmenle orta sahada çift yönlü oynayacak adam eksikliği giderilirken 2 milyon avro civarı bir bedelle Eskişehirli Veysel gelip hem sağ bekte Hilbertle hem de önde Necip’le değişmeli oynar. Defansta Escude-Sivok pozisyon vermediler, korunmalılar, genç Emre hakeza hangi maç oynasa sol tarafı Herkül gibi savundu. Hilbert de kendini gösterdiği zaman alternatifsiz, tribi bırakıp elde tutulmalı. Orta sahada Fernandes-Oğuzhan memleketin en iyileri zaten. Olcay’ın da katkısı ortada. Kadro genişliği için yine Eskişehir’den, (alacaklarına karşılık) bonservissiz eski oyuncumuz Erkan Zengin kesinlikle tekrar takıma kazandırılmalı. Veli ise koşup top kapsa da kafamızda saç bırakmadığı için yollar ayrılıp, 2-3 milyon avro gözden çıkarılarak Antepli Medunyanin gibi bir orta saha şart. Cenk-Ersan-Toraman-Necip-Gökhan-Holosko muhteşem bir yedek kulübesi olacaktır. Bir de Almeida’nın her sakatlığında karalar bağlamamak için yine bonservisi elinde Eneramo tankını tutup getirmeli acilen. Niang görevini yapsa da artık bünyesi bu seviyeyi kaldırmıyor anlaşılan. Keza Dentinho,Uğur,Mehmet Akyüz ve Akgün yine Beşiktaş’ın topçusu değiller. 
Kısacası 7 yolcu (Mcgregor,Veli,Niang,Dentinho,Uğur,Mehmet Akgün-Akyüz) ve 5 tane ilk onbire (İsmail-Tolga-Veysel-Medunyanin-Holmen) 2 tane de kulübeye tabanca gibi adamla (Erkan-Eneramo) büyük işler başaracak bir kadro kurulabilir. Paraları saçmaya ve çekirdek kadroyu dağıtmaya hiç ama hiç ihtiyacımız yok. Takıma layık bir hoca ve nokta transferler gelmesi yeterli.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz