Category: Taraftar

Feda Etmiyorum !

Kulübün durumu ortada ve her bir kuruşa dahi ihtiyacımız var herkesin malumudur bu.
Yönetimin değil taraftarın aklına gelen FEDA kampanyası ile öncelikle T-Shirtler piyasaya çıktı sonrasında şapka – atkı vs..
Taraftardan beklenildi hep Feda etmesi..
Sonrasında bir çok taraftarın dile getirdiği feda konserleri nedense yönetim katında itibar görmedi. Hemen mabedin yanı başında yazın her gece açıkhava konserleri düzenlenirken neden stadımızda konserler düzenlenmedi ya da istenilmedi anlamak mümkün değil !
Saha zemini bahanesini geçiniz lütfen !
Kombine vakti geldi fiyatlar açıklandı herkes şok oldu ! Açık tribünler ucuzlarken Kapalı fahiş artış görmüştü ! Bahane hazırdı Numaralı ile aynı seviyedeki görüş zevki için kapalı ucuz olamazdı ! Pratikte doğru bir tespittir yalnız unutulmaması gerekir ki 1-0 geriden maçı  koltuğunda oturmuş maçı seyreden değil 90 dakika kıçını yırtan taraftar döndürür.
Kapalının akustiğinin açık tribünlerde olmaması nedeniyle 3 kat taraftarda bağırsa o ambiansın yakalanması çok zor bunu da es geçmeyelim!
Bugün resmi siteden yapılan açıklamada görüyoruz ki Galatasaray ile oynanacak derbinin bilet fiyatları kapalı alt 200 üst 225 lira !
Yönetim herhalde şöyle bir mesaj vermeye çalışıyor bu sezonun fiyatları bu seviyelerde gidecek kapalı almak isteyen buyursun kombineye !
Açık tribünlerde bir o kadar indirimli olmuş ki sormayın gitsin amaç belli kapalı da viski açıkta yağmur ikramlı sezonlar!
Yönetime ve dolayısıyla Başkana sormak istiyorum,
1) Yıllardır kulübün sırtında kambur olan derneklerin borçları için ne yapmayı planlıyorsunuz ?
2) Bülent Deriş’in medyaya yansıyan videosu ile ilgili ne düşünüyorsunuz ? (izlemek için tıklayın)
3) Bir türlü bitirilemeyen denetim raporu ne zaman bitecek ?
4) Avrupa’ya gidememe nedenlerinden biri olan evrakta sahtecilik için Demirören hakkında işlem yapacak mısınız ?
5) 3 Kupalı şampiyon Basketbol takımımızın hala sponsor bulamaması kimin hatası ?
6) 120 Liraya çıkardığınız resmi dergi için istediğiniz abone sayısına ulaştınız mı ?
Her şeyi taraftardan beklemek ve bunun adına da FEDA demek kulübün ayıbıdır.Taraftar yolunacak kaz değildir !
Siz önce kulubü bu hala getirenlerden hesap sorun sonrasında göreceksiniz ki taraftar fazlasıyla feda edecektir.
Hesap sorana kadar Feda etmiyorum bu böyle biline !

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Biz Büyüdük Ve …

Hayatımız boyunca hep “Acı” hatıralar ile hatırlayacağımız ve hiçbir an dahi unutamayacağımız 17 Ağustos 1999 .  Yüce Yaradan  o gecede vefat eden vatandaşlarımıza rahmet eylesin, o gecede sevenlerini kaybeden bizlere sabır ihsan eylesin. Rabbim tekrarından, beterinden korusun aynı “Acı”  ile imtihan etmesin milletimizi.

Milletimizin tekrardan başı sağ olsun diyorum.

Mübarek Ramazan ayının sonunda, Ramazan bayramının ise arifesindeyiz, şöyle bir geçmişe dönmek, hatırlamak ve biraz nostalji yapmak sanırım bünyeye iyi gelir.

Bizim jenerasyon iyi hatırlayacaktır, bizim çocukluk yıllarımızda bayramların ne denli keyifli olduğunu ve ne denli heyecan ile beklenildiğini.

Mübarek Ramazan ayının getirmiş olduğu huzur ortamı, mübarek Ramazan ayına özel tertiplenen eğlenceler ve tabii ki Hacivat ve Karagöz.

Sokaklarda, mahalle aralarında ve çeşitli mekanlarda tertiplenen iftar yemekleri, orucunu tutanı ile tutmayanı ile karşılıklı oluşturulan sevgi, saygı ortamları.

O günlerde iftar öncesi insanların dışarıda bir şeyler yiyip içtiğini görmek nerede ise imkansızdı. Zaten genelde gıda üzerine olan dükkanlar iftara kadar kapalı olurdu. Açık olan kahvelerin önünde asılı beyaz bir bez olurdu içerisi görülmesin maksatlı. Karşılıklı bir saygı ortamı vardı keza. Şimdilerde maalesef bu durumlarda değişiklikler oldu.

Mübarek Ramazan ayının sonunda gelen Ramazan Bayramı ;

Ramazan bayramının ayrı Kurban bayramının ayrı heyecanları vardı bizde o zamanlarda.

Şahsım adına çok net bir şekilde dile getirebilirim ki; bayramlardan çocukluk yıllarımın verdiği keyfi alamıyorum artık. O dönemlerde bayrama 15-20 gün kala başlardı hazırlıklar, alış-veriş kaçınılmazdı. Yepisyeni kıyafetler alır ve giyebilmek için bayramın gelmesini sabırsızlık ile beklerdik.

Keza televizyonda çıkan programlar da bayram heyecanlarımıza heyecan katardı.

O zamanın küçük nesilleri olarak itiraf etmeliyim ki büyüklerin eli öpüldüğünde çocukların cebine koyulan harçlıkların da etkisi vardı bu heyecanlı bekleyişlerde.

Keza küçükler büyüklerinin elini öper büyükler de küçükleri maddi açıdan biraz sevindirirlerdi. Bayramda el öpme ve harçlık toplama görevlerini başarı ile yerine getiren küçükler evlerinde günün hasılatını sayar ve bayramın mutluluğunu fazlası ile yaşarlardı.

Dediğimiz gibi kesinlikle sevgi ve saygı ortamının getirmiş olduğu bir huzur deryası idi o günlerde ramazanlar, bayramlar ve kandiller.

Bir de telefon trafiklerini kilitleyen, bayramlarda çocukların sevindirilmesinin sevap olduğu kadar, o günlerde de büyüklerin sevindirilmesinin ve ziyaret edilmesinin sevap olduğuna inandığımız kandil günlerimiz.

Maalesef aklımıza gelebildiğince ve yazabildiğimizce anmaya çalıştığımız o günler, her güzel şey gibi geride kaldı.

Sanırım biz büyüdük ve bizimle birlikte büyüdü, değişti dünyamız.

Biz büyüdükçe uzaklaştı dünyamız.

Değerlerimizin unutulduğu, sahip çıkmamız gereken örf adetlerimizin hiçe sayıldığı dünyamız biz büyüdükçe kirlendi.

Şimdilerde teknolojinin vermiş olduğu imkan ve rahatlık içerisinde hayata merhaba diyen ve büyüyen çocuklarımızın tam aksi imkansızlıkların hakim olduğu, çoğu evde televizyonun dahi olmadığı Türkiye’mizin çocuklarıydık biz.

Evimizde veyahut internet kafelerde bilgisayar oyunları oynarak değil, sokak köşelerinde, mahalle içlerinde cilli gazoz kapağı oynarak büyüyen nesilin çocuklarıyız biz.

Halı sahalarda futbol toplarına değil, çamurun üzerinde kames toplara vurarak büyüyen nesilin çocuklarıyız biz.

Velhasıl kelam; değerlerimize, örf adetlerimize ve bizi var eden milli duygularımıza çok daha sıkı bir şekilde sarılıp, sahip çıkabileceğimiz nice bayramlar görürüz  inşALLAH.

Anlamını yitirdiğini düşünen herkese inat; HAYIRLI BAYRAMLAR ÇOCUKLAR.

Unutmadan; çifte bayram yaşamaya, Atatürk Olimpiyat Stadına!

Saldır Beşiktaş!

Bayramda yüzümüzü güldür Beşiktaş!

 

Saygılar

Erkan Yıldız.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Vefat ve Başsağlığı

Değerli arkadaşımız Barış Uzel’in babasının vefatını üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Merhuma Allah’tan rahmet, sevenlerine ise sabırlar dileriz.

Merhumun cenazesi bugün, Erdek’ten kalkacaktır.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Hasretimsin Beşiktaş

 

Bir hayli sıkıldım Beşiktaşsızlıktan.

Hani diyorum ligler başlasa ve biz yine düşsek yollara,

Eziyetin, çilenin bini bir para olsa ama biz mutlu olsak.

Savrulsak çok sevdiğimiz Beşiktaş’ımızın peşinden, eskitsek yine kilometreleri.

Pek tabii ki özlemiş ciğerlerimiz Şeref Bey in havasını buram buram çekmeyi,

Gırtlağımız patlayana kadar Şeref Bey’i inletmeyi özlemiş.

Sesimiz bir maç sonrası 90 dakika desteğin huzuru ve gururu ile kısılmayı özlemiş.

Biz özlemişiz, Şairler’i, Köyiçi’ni, Abbasağa’yı,

Ziya’nın kafesinde bir bardak çayı özlemişiz, dostlarla iki dirhem sohbeti.

Özlemişiz semtin havasını, Siyahını Beyazını.

Dolmabahçe’nin ağaçlı yolunda Beşiktaş diye inleterek her yeri yürümeyi özlemişiz ellerimiz cebimizde.

Kapalının önünde kurulan dost meclislerini, ayak üstü sohbetleri, makara muhabbetleri özlemişiz.

Kapalıyı, bizim tabirimizle “İki Direk Arasını” da bir hayli özlemişiz işin açıkçası .

O çatının altında yaşanılanları, edinilen dostlukları, verilen mücadeleleri anlamaya beynin, dinlemeye ömrün yetmez senin be adam!

Bizim birliğimizi, beraberliğimizi baltalar iken bahsetmiş olduğunuz ve vermeye çalıştığınız birlik beraberlik mesajlarının ne içerdiğini pek anlayamadık.

Parası yeten Kapalıdaki mücadeleyi bırakmayacak sayın başkan!

Kimimiz Yeni açığa, kimimiz ise eski açığa gitmek durumunda kalacağız. Aramızdan Numaralıya gidecekler bile olabilir tabii ki.

Biz parça parça oluyor iken sizin verdiğiniz “Birlik ve Beraberlik” mesajlarını anlayamadık sayın başkan.

Duydum tribünden abilerim, kardeşlerim herkes “Eski Açık” demişler.

Ben de bu sene tepki oyumu Yeni Açık veya Eski Açıktan yana kullanmayı tercih edeceğim sanırım.

Bir parçam “Kapalı” da olacak bu sezon hepimizin olacağı gibi.

O bir parçalarımız dahi “İki Direk Arasında” oturtmayacak kimseyi.

 

 

Sakın Unutma Fikret Orman ; “ORASI KAPALI HERKES AYAĞA!”

 

Saygılar

Erkan Yıldız

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kombine anketimiz yayında

2012-2013 Sezonu Süper Toto Süper Lige ilişkin satışa çıkarılan Kombine kartlarla ilgili anketimiz yayınlanmıştır.

 

Anketimize hangi tribünden kombine aldığınızı ya da alacakğınızı belirterek katılabilirsiniz.

 

Anket sitemizin sağ tarafında yer almaktadır.

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Anket Sonucu

 

20 Temmuz günü yayınladığımız Yeni sezonda iç saha basketbol maçlarımızın hepsinin Abdi İpekçi’de oynanması kararını nasıl değerlendiriyorsunuz? anketimize göstermiş olduğunuz ilgiden dolayı teşekkür ederiz.

 

 

 

Ankete 71 kişi katılmıştır.

  • 27 Kişi Kombine satışı sıfıra yakın olur, önemli maçlar dışında boş salona oynarız
  • 32 kişi Çok iyi olur, çok kombine ve bilet satılır
  • 21 Kişi En azından Akatlar’dan daha çok kişi gelir

Cevabını vermiştir.

 

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Birlik Beraberlikten Hiç Hazetmem

Her dönem kendi adamlarını yaratıyor maalesef. Sorunlar yumağı kulüpte halen daha konuşmaktan eleştiriden doğru yola çıkışın yollarının aranmasından çok ‘eski yönetim bile bunlardan iyiydi’ ve ‘eleştiren kötü niyetlidir ben başkanımın ağzını yerim gülen yüzüne kurban olurum’ uçlarında yaşıyor birçok insan. Hayır dünyadaki hiçbir organizma hatta tek hücreli, eski yönetimden kötü olamaz. Hayır, hiçbir Kapalı tribüncü mevcut başkanı ve yönetimi de körü körüne savunamaz. Foklar orkinoslar metazoriler derken etkisizleştirilen, tepkisizleştirilen tribünü artık kimse sallamıyor, kale arkası yolları gösteriliyor tamam anlayabiliyoruz ama buna bile katlanmak neden?

 

 

Ey ahali, bu kulubün sahibi de patronu da taraftardır. Patronun işletme müdürüne yalakalık yaptığı nerede görülmüş? Gelip geçici işletmeci kıvamındaki yönetimlere önceki dönem toz kondurmayan çoktu, kendileri inandırıcılıklarını yitirdi maalesef. Bu dönem de kendi koltuk değneklerini yaratıyor şaşılacak şekilde, bunun adı da birlik beraberlik çağrısı oluyor her dönem. Hayır, birlik olan yerde birden çok sese ve fikre açıklık yoktur, taassup ve körü körüne bağlılık vardır. Körü körüne bağlılık ise sadece Beşiktaş’a olur, aksine her şeyin doğrusunun konuşulması ve bulunması zamanıdır. Hesap soranlar, sorulanlar, sormayanlar, sormayanlara soranlar ayrılacaktır, hiçbir şekilde tribün veya dost sohbeti dışında Beşiktaş konusunda yan yana gelinmeyecektir. A.Ş. Yönetimine girip eleştirilerine devam eden Atıf Keçeci’ye selam olsun, keşke herkes onun kadar delikanlı olsun.

 
Bir ses takıma tezahürat yaparken olur, geleceğimizi şekillendirmek için gün ayrışma günüdür. Kutlu olsun.

 

Çağrı Göksel

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Gençleşen Zihinler

‘’Haydi beyler, 15 tane genç lazım acil, oğlum Sergi getir senin yeğeni, hop Nadal senin bi toprağın vardı hani şu solak yarın gelsin, 3-5 de aşağı toprak sahada  top tepenler var, toplanın sizden bir total futbol mucizesi yaratacağım’’ deseydi Johan Cruyff şu an Barcelona’nın bir arka mahallesinde ‘Messi’de aynı benim gençliğim hee’’ diye hayıflanıp sigara dumanında okey atmamak için taşın rengine çift dikiz yapan bir ihtiyardan fazlası olmazdı.

Ya da dibe vurulan bir sezon başı ‘’ idari kadro acilen lağvedilmeli, kişiler de gitmeli zihniyet de’’ diyen sevimli ihtiyar Watzke adına methiyeler düzülmez, tezler hazırlanmazdı.

Peki kimdi bu adamlar David Copperfield’la akrabalıkları neydi?  Nasıl da kendi yağında kavrulan kulüplerini birer dünya devi yapmayı başarmışlardı? Gömü mü bulmuşlardı yoksa, 100 trilyonluk yıldız transferler mi yapmışlardı acaba , belki de fakir edebiyatı ile Barcelona/Dortmund Merkez Camileri Avluları’nda mendil açmış olmasınlar sakın?

Cevap tahmin ettiğiniz üzere hiçbiri. Cevap ; araştırma, cevap; irdeleme, cevap; tarama, cevap; bilinçli ekip, cevap ; bilinçli fiyatlandırma, cevap; bilinçli pazarlama..

Cevap; tabanı kucaklayan, tüm bireyleri sisteme dahil eden akil, programlı bir yapılanma..

Cevap; 99 000 lik Camp Nou’da kombine almak için birilerinin ölmesini bekleyen kuyruklar, cevap 82 000 lik Westfallen’de 74500 seyirci ortalaması..

Şu an amatör takımlarda bile ‘biz barca modelini uygulayacağız’ diyen modeller var ya, siz siz olun Model Grubu’nu takın CD Player’ınıza ama o ezberci modellerden olmayın ..

Ne 15 tane genci bir araya getirerek onlardan yarının süperstarları olmasını bekleyebilir ne de 11 tane 10 milyon euroluk adamla futbol ekonomisine karşı bir savaşta galip gelebilirsiniz.

‘’Devrim zihniyette gerçekleşmedikçe adı devrim değil daha önce denenmişimin kötü bir taklididir’’..

Kulübümüzün içinde bulunduğu geçiş süresince eskiye dair hatırlamak istemediklerimizle her yüzyüze kaldığımızda 8 sene , 101.yılı da katarsak 9 senede yaşadığımız anılar öyle bir sert vuruyor ki yüzümüze.. Kartal’ın doğuşu hayaliyle uyandığımız sabah zihinlerimizde birçok ‘acaba’ yı da beraberinde getiriyor.

Sayın politika yapıcılar; aslında işiniz çok zor değil şöyle ki; neyi yapmanız gerektiğini bilmiyorsanız bile neyi yapmamanız gerektiği ayan beyan ortada.

Siz siz olun denenmiş ve başarısız olunmuşu yapmayın..  Akil insanlara kulak verin, onları etrafınızdan kaçırmak yerine, kitlesel bir dirilişin liderleri olarak tüm tabanı içinde barındıran, tıpkı Ulu Önder Mustafa Kemal’in yurt savunmasında kullandığı üzere bu sürecin yöntemini, araçlarını ve varılmak istenen hedefini önünüze koyun.

Emin olun hayatını bu uğurda adamış milyonlar her gün bir fazla olarak arkanızdan gelecektir.

 

Özgür Sezer

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kapalı Bizimdir

Bunca mücadelenin arkasına “tamam oldu” derken, aslında zihniyet farksızlığını görmek biraz yıpratıyor, üzüyor içten içe pek tabi ki. Geçtiğimiz, daha doğrusu çektiğimiz geçmiş seneleri düşünüyorum ve halen daha tüylerimi diken diken olmaktan alıkoyamıyorum. Doğru bildiklerimizden vazgeçmeden 2006 başlarında vermeye başladık mücadelemizi.  Destekçimizin azınlık muhalefetimizin ciddi bir çoğunluk olduğu bir ortamda sadece kendi başımıza başladığımız protestolarımızda zaman içerisinde destek görmeye başladık. Bir yandan üzerimize bulaştırılmaya çalışan çamurları bir bir temizler ve bu uğurda sunulan tezleri bir bir çürütürken, bir yandan da gerçekleri haykırarak görülmesini istedik yanlışların. Bizim sayemizde mi yoksa zaman içerisinde her şeyin ayan beyan ortaya çıkması ile mi oldu bilmiyorum ama gerçekler görülmeye başladığında desteği daha çok hissettik yanımızda.  Tabi ki hal böyle olunca yapılan organizasyonlarda daha kalabalık katılımlar, tribünde protestolarımızda daha gür sesler ile karşılaştı zamanın sözde başkanı ve basiretsiz yönetimi. Kendince karşı atağa geçti ve elinden geleni ardına koymadı babasının parasının ve başkanlık makamının vermiş olduğu gücü kullanırken .

Yıldırma politikası zaten alışıla gelmiştir.  Seni rahatsız eden, ekmeğine taş koyan, dümenine çomak sokan birileri varsa ve bu birileri doğruysa, haklıysa senin haksız ve yanlış olarak yapacağın tek şey cebindeki paranın ve makamının gücünü kullanarak birilerini besleyip senin yanlışlarına çomak sokanların üzerine salmak olur. Onlar ortadan kaybolmalıdır ki dümenin dönsün, at koşturabilesin kafasına göre. Bu yıldırma politikası biraz başarısız olunca tabi ki sıra son kozları oynamaya gelir. Kapalı tribün kombinelerine ülke ekonomisinin tamamen zıttı olarak %30 – %35’lere varan zamlar uygulamaktır. Kapalı kombineleri ve bilet fiyatları bir hayli yukarı çekilir, Kartal Yuvaları ürün sıkıntısını anlamsız bir şekilde sürekli çeker ve nedeni bilinmez bir şekilde bir türlü de çaresini bulamaz. Bütün gelirler temlik altına alınır, kulübün bünyesinde olan mal varlıkları birilerine peşkeş çekilir ve kulübün kasası birileri tarafından har vurulur harman savurulur  derken mali maddi bütün sıkıntılar bir bir patlar ve buna sebebiyet verenler kulüpten bir bir kaçar ilk fırsatlarında .

Sonuç; Taraftar “FEDA” etsin!

Yazının başında dediğim gibi maalesef zihniyet aynı. Bu aşamada ve en azından bu koşullarda amacım bu yönetimin üzerine gidilmesini gerektiğini söylemek değildir Kesinlikle  istediğim yönetimin kampanyalarının taraftarı takımdan uzaklaştırmak değil, takımla taraftarı bütünleştirmek üzerine olması gerektiğini söylemektir.

Sayın Fikret Orman;

Beşiktaş Kapalı Tribünü, Büyük Beşiktaş Taraftarının kalbidir. Türk tribün tarihinin lokomotifidir. Beşiktaş’ın tartışmasız bir şekilde vazgeçilmezidir. Kapalıyı uzaklaştırarak değil, daha da yakınlaştırarak… Kapalıyı dağıtarak değil, daha da toplayarak…

Uzun lafın kısası Kapalıyı bitirerek değil, daha da canlandırarak tarih yazabilir ve tarihe geçebilirsiniz. Hayata ve karşımızda olan herkese karşı omuz omuza vererek, hayatı her koşulu ile kabul ettiğimiz, dost meclisimiz olan, sevda çatımız olan, çatısında yazan Beşiktaş yazısının altında toplandığımız ve Beşiktaş’ı bütün hüznü, sevdası ve çılgınlığı ile yaşadığımız bizce halen daha eski tabirimiz ile “İKİ DİREK” arasından bizleri ayırmaya hakkınız yok.

Kimileri Avrupa’da bir başarıya aşıktır, kimileri de kerameti üç tane olan yıldıza, kimileri şampiyonluklara, kupalara. Şunu unutmayın biz hepsinden her şeyden vazgeçmiş, hayata boş vermiş, sadece Beşiktaş`a sevdalanmışız ve sadece Beşiktaş ‘adır aşkımız!

KAPALI BİZİMDİR!

 

 

Erkan Yıldız

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

İki Direk Arası

28.09.1992’de atılan adımla başlamıştı büyük aşk.. Seviliyordu ya zaten uzaktan, televizyon ekranından ya da deniz tarafındaki kaleyi bilenler için radyo başından.. Bambaşkaydı be orası, ömrümün yarısı, iki direk arası.

Kimisi oyuncak araba isterdi babasından, kimisi joystickli üç günde kırılan atarilerden, tetris çılgınlığını unutmamak lazım, bizim tek isteğimiz günlerin geçip haftasonunun gelmesini beklerken..

Siyah-Beyaz markasız, sponsorsuz bir forma, dikilmiş ya da yamalanmış bir futbol topu ile sokakta.. Rıza gibi orta mı kesmedik, Metin gibi kafaya mı çıkmadık, Feyyaz gibi plase yapıp Ali gibi tek vuruşta örümcek mi almadık.. Gazetelerde en çirkin futbolcu seçilen Takoz Recep olmak için mahalle aralarında az mı top geçer adam geçmez deyip ayak bacak kırmadık..

Çıkmıştık artık sokaktan gerçek Ali’yi, Ulvi’yi, Kadir’i, Gordon Milne’yi, tüm efsaneleri görmek  farklıydı hepsinden, girmiştik artık iki direk arasına çıkamazdık ki etkisinden.

Geçti yıllar, azı siyah çoğu beyaz, gelmedi başarılar, endüstriyelleşti yeşil sahalar. Çimenin yeşilinden doların yeşiline giden yolda tek yumruk, tek kale kaldı derken iki direğimizin arası, yıkıldı dünyamız bir şampiyonluk arkası.

Nasıl olurdu ki? Çoğumuz orada tanışmamış mıydık, hayat dersini orada almamış mıydık, iyiyi, kötüyü, abi kardeşliği orada öğrenmemiş Siyah-Beyaz aşısını orada yaptırmamış mıydık.,

Kimdi bu endüstriyrelliği yaratanlar? Ne istiyorlardı DİREKlerimizden, oysa ki o direkler seneler boyu renkliler ile özdeşleşmişti lugatımızda, ve yoktu artık iki direğimiz 2003’ün sezon başında.

Sinyallar gelse de sol şeritten, bırakmadık geçmedik kapalı sevgisinden. Kutu dediler adına 2004 yazında, olamazdı onun adı iki direk arasından gayrı hiçbirimizin kafasında..

Uefa’da kapak, gazetede manşet, televizyonda tanıtımda, dünyada bir numara. Geçen hafta çağırdığımız ruh var ya, bedenini almış gelmiş oraya. Yiğitlerin er meydanına..

Son yıllarında çok yaşlandı, yükü çekemez oldu, rengi attı, şekli şemali bozuldu. Ama bizim biricik iki direk aramızdı o. Giriş çıkışı da sorun olsa, koltuğunda üç kişi omuz omuza tek vucuttu, büfesi pahalı, burjuvası fazla da olsa.. Bizimdi, bizdendi, bizdik oradaki her adımda..

Taa ki, geçen sene bu zamanda gözlerimizin gördüğünün beynimize hükmetmediği, karabasanların sağlı sollu üstümüze geldiği, altında kalsak canımızın o denli yanmayacağı bir akşamüstünde,

Biz seni koşulsuz sevdik aramıza koşul koyanlara inat daha çok severiz, seneye koşar yine sana geliriz dedik.. Bitmedi kocaman bir sene, uzun geldi ki öylesine, alışmamış bünyelere..

Adına Süper Final dediler bir başka endüstriyel zımbırtının, seninle ölmeye de yüzmeye de gelirdik ya, 28.09.1992’deki heyecanla geldik sana üstümüzde yağan yağmurun kilolarca ağırlığıyla.

Hiçbir yağmur Halilagiç’in geri pasında altında kaçan şampiyonluğun ağırlığından ağır değildi ki saymazsak valerenganın 3-0’dan 3-3’e getiren gecesini. Yılmadık, yıkılmadık, düştük ama çabuk ayağa kalktık. Her seferinde iki direğin arasındaki yerimizi ilk günkü heyecanla aldık.

Peki ya şimdi, soruyorum size ey politika yapıcılar, yöneticiler ya da sıfatı yönetici olanlar.

Hangi hakla, hangi güçle, hangi mantığa ve nedene dayanarak ayırmaya çalışıyorsunuz birbirini bu denli sevenleri.

Hiç mi Türk Sineması izlemediniz be!

Bilmez misiniz herkes çekilir ekrandan en son aşıklar kapatır perdeyi..

 

Özgür Sezer

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Beşiktaşlı Olmak Zordur

Paylaşmanın, dayanışmanın, yardımlaşmanın simgesidir Beşiktaşlılık.

Onun yüreğindeki anayasa, vefa ile başlar vicdan ve izan’la devam eder.

Kibirle gurur arasındaki farkı, önemle vurgular.

Evet. Bizim anayasamızın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddesi, tevazu’dur.

Ama bükük boyun değil.

Çünkü Beşiktaşlı, en mağdur olduğu günde bile mağrurdur.

***

Yüreğimize kazınmış Beşiktaş Anayasası diyor ki:

En zayıf zannedildiğin gün, aslında en kuvvetli olduğun gündür.

Seni yapayalnız zannedenler aslında çok kalabalık olduğunu anlamayacaklardır.

Senin en güçlü ve en gizli silahın budur.

İşte, bunca yara bere aldığın halde, seni bu yıl, yine de lig’te “en çetin takım” yapacak olan tılsım da budur.

Ne düşünüyorsun?

Korkma.

Beşiktaşlı olduğuna şükret.
Rauf Tamer

Kaynak : Kartalbakisi.com

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Hayal Kırıklığı ve Çözüm Önerisi

Geçen seneki hayal kırıklığımız artarak devam ediyor bilet ve stad konusunda.
Yeni stadla ilgili ne finansman kaynağı belli, ne izinler tastamam. Ne zaman başlayıp ne zaman biteceği bile belli olmadan elalemle stat pazarlığı yapılıyor ve haliyle red alınıyor. Sonra da gururlu ve mağrur delikanlı edasıyla yine evimizdeyiz ki bu kadar belirsizlik ortamında, yeni ve genç bir takımla hiç zorlamadan bu sene Dolmabahçe’de geçirilmeliydi, hiç refüze olmasına gerek de yoktu Beşiktaş’ın başkanı ve camiasının.
Ardından alalacele belirlenen fahiş Kapalı kombine fiyatları. Diğer tribünlerin fiyatı inmiş, banane? Diğer tribünler Kapalı’nın alan savunmasına destektir, her statta vardır kitlelere yer açmak için. Kapalı bir tanedir yeryüzünde, tek başına alır maçı takımda biraz yetenek varsa. Numaralıyla filan kıyaslanıp öyle adilane fiyat belirleyemezsin. Kitle bellidir, maddi gücü de bellidir Beşiktaş’ı 7/24 yaşayan zümrenin. Nedir bu Kapalı fetişizmi diyen vardır illa ki.  Şimdi 2250 fiyat çekti ya tribünden bihaber sayın başkan, aslında bize 4000 yaptı farkında bile değil. Senede 10 deplasman yapan, basket kombinesi de alan insan için toplam maliyet şimdiden numaralıyı katladı anlayacağınız. Fikret Orman kendi ifadesiyle Levent Çifter’i arayıp paralı veya parasız bilet alıp maçlara gelirken bizim için mücadele alanıydı orası. 2010 seviyesi isteğimiz aynı zamanda gerçeğimizdi. Daha fazlası basketten deplasmandan kısmaktır ki Beşiktaş’a bu yapılmaz. Kapalı’da koltuk numarasını arayan kitlenin sayısı da belli, he belki feda’yı bile sömürü aracına çevirmeye başladığınız için kendini zorlayanlara 500 tane daha satarsınız. Geçen yıl boş kalan tribünden 10 milyon dolar görev zararı olduysa bu yıl diğer tribünlerin uygun fiyatlarıyla 6-7 milyon dolar olur belki. Sizin yüzünüzden desteksiz kalan gencecik bir takım, yine bilinçsiz bir kitleyle gelecek saha kapama cezaları, sene sonunda da ‘taraftarımız bize yarar değil zarar verdi’ ağlamaları. Bunu siz istiyorsunuz, kendi ipinizi çekiyorsunuz maalesef. Olan da Beşiktaş’a oluyor her zamaki gibi.

Son paragraf da yukarda tarif edilen Kapalı’nın çocuklarına. Fiyatlar açıklanmadan önce kafanızda ve cebinizde ne kadar ayırdıysanız Kapalı için, o kadarlık gelin. Ortalama 150 lira olsa bilet fiyatları, 1200 ayırdıysanız 8 maç gelin, 1500 ayırdıysanız 10 kere gelin ama gelin! Geçen yıl gitmedik, fena özledik, boş kaldı, ders almadılar, takımın ise bize ihtiyacı arttı.

Kendi düşüncem bilette öncelik için gidip bir bonus kart sahibi olmak, bir tane eski açık kombine alıp yerimi garantilemek statta, üstüne 7-8 maç bilet alıp üste girmek. Aklına yatan herkesi beklerim.
Kimseden bu saatten sonra feda dersi alacak halimiz yok, aldırmayın kombine ve forma fiyatlarını eleştirenleri beğenmeyenlere. Biz son arkadaşımızı Emniyet’ten, hastaneden almadan İstanbul’a dönmemek için nöbet beklerken onlar Quaresma için bilgisayar başında nöbet bekleyenlerdir. Ayrıştırmaksa, ayrıştırıyorum, 400-500 fedakar Beşiktaşlı için sadece Beşiktaş’ı seviyorum. Kusura bakılmaya.

 

Çağrı Göksel

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz