Category: Taraftar

“Taraftar”a sahip çıkın !

Türk halkı son 1 yıldır zenginleşmedi,

Dolayısıyla Beşiktaş taraftarı hiç zenginleşmedi,

Son yıllarda olduğu gibi,

Enflasyon rekorunu yine kombine ve bilet fiyatları kırmasın,

Fiyatlar en fazla %5 artsın.

Islıkçı, kendi oyuncusuna yuh çeken, Beşiktaş’ı verdiği

para ölçüsünde tüketen seyirci profili daha da yaygınlaşmasın.

Bu gencecik kadroya sahip çıkacak taraftar kitlesine sahip çıkılsın.

Önce Beşiktaş.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Beşiktaş ve Türk spor camiasına !

Yine bir 31 Mayıs geldi çattı. Beşiktaş dergisi Mart 2011 sayısında son senelerin ve seçim zamanlarının meşhur sözü sayın başkan tarafından dile getirilmiş, Mayıs sonu kazma vurulacağı en resmi ağızdan bir kez daha bildirilmiştir. Lakin dergimizin Nisan ve Mayıs sayılarında bu vaadi yerinde göremeyince şüphelendik ve yıllardır bulunamayan kazmayı da aldık geldik. Vurulamaması konusunda suçu üstüne almak istemedi, çok üstüne gittik kazmanın, tek kelime etmedi!

Zamanında sarayın virane ahırıyken dünyanın konum olarak sayılı spor alanlarından biri haline getirilmiş, İstanbul’un bize göre en güzel semtinin tamamlayıcısı, Türk futbol tarihinin son 50 yılının tanığı, resmi ismi İnönü, kalbimizdeki ismiyle Şeref Bey stadının yıkılıp yeniden yapılması malum devlet meselesi haline gelmiştir.

Yenileme çalışmalarının başlatılamama sebebi bize göre ne trafik, ne tepinme, ne de kayma olup, üstünde bulunduğu arazinin paha biçilemez değeridir. Anıtlar Kurulu’nun nihayet bu bölgeyi spor alanı olarak tanımlamasıyla başlayacağını düşünerek ümitlendiğimiz süreç bugün tıkanmıştır ve seçim sonrası tersine bir süreç başlatılacağı beklenmektedir.

Bu noktada, Beşiktaş yönetimine düşen, halka açık bir şirket olarak stadımızın yenilenmesiyle ilgili plan ve projelerin şeffaflık ilkesine uygun olarak kamuoyuna sunulması, gerekirse alternatiflerinin Beşiktaşlılarca oylanması, olası bir depremde kimsenin hesap veremeyeceği durumların oluşmaması adına bu yenileme çalışmasının kimler tarafından engellendiğinin açıklanmasıdır.

Her genel kurul dönemi Mayıs’ta kazmayı vurma vaadi artık geçerliliğini çoktan yitirmiştir.
İsim hakkı Beşiktaş’a ait olan, giriş çıkışları, otoparkı, büfeleri, çatısı, ısıtması ve tuvaletleriyle insanca bir konforun fahiş bilet fiyatları olmadan taraftara sunulduğu yeni stadın inşasını kimseye el açmadan, hakkı olan mevcut yerinde ve kapasitede kulüp yönetiminden bekliyoruz. Ne yıldızların, ne de kupaların bu gerekliliği öteleyemeyeceğini vurgulamak istiyoruz.

Beşiktaş ve Türk spor camiasına saygılarımızla,

Önce Beşiktaş.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

31 Mayıs’ta Kazmayı Vuruyoruz!

Başkanımızın verdiği söz doğrultusunda 31 Mayıs salı günü mesai bitiminde kazma , kürek ve baretlerimizle Fiyapı İnönü Stadyumundayız.

Bekleriz.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kartal Yuvası Anket Sonuçları

Önce Beşiktaş olarak hazırlamış olduğumuz ve 2 ay yayında kalan Beşiktaş taraftarının Kartal Yuvası ve ürünlerimiz hakkındaki düşüncelerini öğrenmeye yönelik anketimize ilişkin sonuçları açıklamadan önce anketimizin duyurulması ve katılımın artmasına yardımcı olan Facebook Beşiktaş gruplarına ve sayfalarına , Bloglarda , forumlarda , portallarda anketten bahseden , sosyal medya da paylaşan Beşiktaş taraftarına , gazetedeki köşesinde bizi kırmadan anketi yazan Turgay Demir’e ve ankete katılan 3113 Beşiktaş taraftarına teşekkürü borç biliriz.

30 sorudan oluşan Anket 2 ay boyunca internet ortamında yayıldı ve yayınlandı.

Katılım 3113 kişi. Katılımcıların yarısından fazlasının (1630 kişi) Kartal Yuvaları hakkında söyleyecek bir veya daha fazla cümlesi var. Ağırlıklı olarak 18-24 yaş arası (%40), erkek (%91) katılımcılara ulaşılan anketi genelde maçları takip etmeye çalışan, önemli bir kısmı Kapalı Tribün (%63) olmak üzere belli bir bölümü kombine kart sahibi (%16), kulüpleri için kafa yoran Beşiktaşlıların yanıtladıkları görülüyor. Herhangi bir marka için markanın daha iyiye giderek kendilerine daha çok ürün satmasını isteyen gönüllülerin olması mucize gibiyken futbolun ve taraftarlığın doğası Beşiktaşlılıkla birleşince ortaya sürekli talep eden ve katkı sağlamak isteyen bir kitle çıkıyor haliyle. 1552 kişi Kartal Yuvalarında imkan olsa çalışmak istediğini dahi söylemiş ki bu öğrenci ve genç ağırlıklı anketin ilginç bir sonucu olarak karşımıza çıkmakta.

Katılımcıların eğitim seviyesi ağırlıklı olarak (1423 kişi, %45) Lisans eğitimi düzeyinde. Ardından %50 ile Lise mezunları geliyor. 1307 öğrencinin yanıtladığı ankette haliyle aylık kazancı 1000 TL’yi geçmeyen insanlar toplamın %54’ünü oluşturuyor. Enflasyonun 7-8 katı artışla giden bilet fiyatlarının düşük gelir düzeyindeki Kartalları sadece önemli maçlara (%55) para biriktirir hale getirdiği burada da görülüyor. Her maça giderim diyenlerin oranı ise %10.

Katılımcıların %38’i senelik 100 liranın altında bir Kartal Yuvası harcamasına sahip. Bunu da bütün pazarlama başarısını forma satmakla eşdeğer görme algısına bağlarsak çok yanlış olmaz gibi. Ya da aylık geliri düşük de olsa kulübüne bir forma veya tişört, ufak tefek hediyeliklerle de olsa katkı yapmak isteyen insanların ağırlıkta olduğu söylenebilir. Yine herhangi bir marka için söz konusu olmayacak bir durum; ‘Katkı yapıyım da Mavi Ciins zarar etmesin’. Pek duyulacak bir cümle değildir. Bir bu kadar da 100-250 lira arası alış veriş yapan kesim mevcut. Senelik cüzdan başı 3-4 parça ürün ortalaması… Diğerlerine nispeten Taraftar sayısı azlığından yakınmak yerine cüzdan payını artırabilmek zaten temel mesele. 3 büyükler dışındakiler ne yapsın yoksa…

Alışverişler ağırlıklı olarak (%83) mağazalardan yapılıyor. Bunun da %32’si Stad altından. İnternetten satın alma oranı sadece %15- ki bu kitleye sadece internetle ulaşıldığını ve Türkiye’de sanal alışveriş alışkanlığının gittikçe yaygınlaştığını düşünürsek oldukça düşük bir rakam. Ürünlerin stokta bulunmaması en büyük sebep olmalı. Netten satışta Kartalyuvasi.com.tr ağırlıkta ancak Kartalyuvasiankara.com da ürün sunum ve tedarik hızıyla bu ankette belirtilmese de oldukça beğeni alan bir site.

Mağaza personelinden genel olarak memnuniyet göze çarpıyor (%68) Bununla birlikte bireysel birçok şikâyet olması bayilerin denetimini şart koşuyor.

Ürün kalitesi kötü diyen katılımcı sayısı %23 iken ürünler pahalı diyenlerin oranı %61. Açıkçası ‘daha çok alın ki ucuzlasın’ mantığı terk edilmek zorunda bize göre. Ürünlerin bulunabilirliği, çeşit sayısı, tasarımların beğenilme oranı pek iyi gözükmemekte. (%30 civarında rakamlar) Kartal figürünün kullanımının beğenilmemesi ile ürünlerin gündelik hayatta giyilememe oranı benzeşiyor. (%44-49) Muhtemelen koca bir Kartal baskısı her yerde taşınamıyor. Outlet mağaza isteği %78. Siyah ve Beyaz dışında istenilen renk Gri ve Kırmızı (toplamda %74)

Son olarak insanlar Kartal Yuvası ürünleri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorlar, %70 SMS ya da e-posta ile bilgilendirilebileceğini belirtmiş. Mağaza sms’lerinden gına geldiği günümüzde harika bir oran bizce.

Sonuç olarak katılım istenen seviyeye ulaşmasa da bazı mesajları dürüstçe ve belirgin olarak verebilecek bir çalışma olduğunu söylemek isteriz. Zamanını ayıran bütün Beşiktaşlılara, bu verilerin değerlendirilme çabası en büyük hediye olacaktır.

Alayından Önce Beşiktaş.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Forza Beşiktaş Dergi

Forza Beşiktaş dergisi e-dergi olarak yayın hayatına başladı.

Stat konusu var, voleybolda küme düşme var, eski ekibin bir araya geldiği, geneli nostalji olmak üzere güzel bir çalışma olmuş, Beşiktaş’la ilgili kaygıların ve itirazların yazıya ve düşünceye dönüştüğü her şey yaşasın inşallah.

http://www.forzabesiktasdergisi.com/

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Sandık Kayabilir!

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kelle Avcılığı Yasa Tasarısı Geçerse 2

Geçen yazıda, elektronik bilet uygulaması gibi insanları tribünden kaçırtacak, taraftarın rahatı için değil fişlenmesi için akıl edilen bir yöntemin yanından bile geçilmemesi bir yana, bilet fiyatlarının daha halka ulaşabilir hale gelmesi gerektiğini belirtmiştik. Kötü örnek İngiltere’de dahi böyle şeytanlıklar yok, bütün takımların taraftarları değişen oranlarda olmakla birlikte, bir arkadaşlarıyla ortak kombine satın alıyorlar. Sebep basit, sezonluk bilet bedellerinin pahalı olması. Statlarda elektronik bir kartla nakitsiz ödeme sistemi Almanya’da mevcut ancak stat içindeki büfelerde bezdiren kuyrukları önlemek için, taraftar dostu bir uygulama olarak tasarlanmış. Bizdeki gibi taraftar düşmanı değil. Ayrıca dışarıda üstünüzdeki tırnak makasınıza dahi el koyulurken içerde para üstü olarak bozuk para alma komedisi de bitmiş olur belki. Sahi, insanların stat içindeki stresini gerçekten azaltmak mı istiyorsunuz? Fahiş fiyatlı stat büfelerine, hep izdiham olan giriş çıkışlara, otopark sorunlarına, polisin yoldan geçeni daha hızlı hareket etmesi için coplamasına, tekmelemesine karşı bir şeyler üretseniz daha hayırlı bir iş yaparsınız. Olimpiyat Stadını bile bitirmeden açtınız büyük şaşaayla, evine sabah döndü insanlar, bir daha oraya gitmeyeceğine yemin billâh ederek. Aynısı TOKİ stadında da olacaktır akşam saatlerinde, 15 Ocak 2011’de. Bugün Türkiye’de sadık futbol seyircisi, bizim gibi bütün bu eziyetlere karşın statları dolduran aptallardan oluşmaktadır, aşkta akıl aramayın ama bir sürü kişiye ekmek yediren de bizim gönüllü aptallığımızdır, farkında bile değilsiniz.
Daha bu ikinci yazıyı yazarken, muhabirlikten bihaber, etik değerleri kendine öğretilmemiş, bir insanın ömür boyu yaftalanmasını önemsemeyen, kendisinin ve yakınlarının da bir gün bu şekilde etiketlenmesini can-ı gönülden istediğim Serpil Kırkeser isimli kadın, Beşiktaş –bursa maçındaki olaylar sonrası hakkında dava açılan Kartalların isimlerini çarşaf çarşaf yayınlayıverdi. Parmağıyla göstermiş oldu, alın işte size kelle(!) dercesine, bütün Türk futbol tarihinin günahını dört gence yıkmak istercesine. Aklanıp sicilleri temizlense dahi arama sitelerinde isimleri yazıldığında baş holiganlar olarak bellendiler artık, aferin sana Serpil! Biz çok bedel ödedik, artık Tanrılara verilecek kurbanımız kalmamıştır, bilesiniz.
Gelelim bir diğer maddeye, küfür eden, hatta bir kişiyi rencide eden hapisle yargılanacak! Her hafta ortalama 300.000 kişi hapisle yargılanacak demek bütün ülkede. Hapishaneler dolunca da yasayı geri çekersiniz artık. Böyle komik cinlikler üreteceğinize, mevcut kuralları uygulayın! Hangi kuralda 7,5 sene 90 dakika boyunca bir takıma küfür etmek serbest? Bir yanda 32 saniye küfürden sahası kapananlar, diğer yanda daha bu yasa bile tartışılırken küfür eylemini aksatmayan aynı topluluğun basketbol şubesi. Bir ara küfür olunca hakem maçı durduruyordu. Neden yok artık? Şehrin, ülkenin hatta bazen dünyanın dört bir yanından bir spor karşılaşmasını seyretmek için gelen insanların en istemeyeceği şey o maçın durduk yere kesilmesi, tatil edilmesidir. Geniş topluluklar küfür edeni ıslıkla anında bastırır ve bastırmıştır bu tür hakemin haklı tavırlarında. Tek küfürde sahası kapanacağı sezon Beşiktaş taraftarı evindeki, işyerindeki halinden bile daha temkinli, terbiyeli olmuştur bu konuda o sezon kalan bir sürü maçta. Maç öncesi bütün hafta ortalığı kızıştıran yöneticiye-basına, kararlarıyla, hareketleriyle maçı çığırından çıkaran hakeme, rakip futbolcuya kısa süreli tepki, küfürlü-küfürsüz gayet tabii olacaktır. Saman alevi gibi olur ve biter, bir insanın hayatını küfürbaz diye kameralarla, elektronik biletlerle, koltuk numaralarıyla fişleyerek karartmak neden? Siz sahada ve saha dışında doğru olun, hakem de, rakip de tribüne çağrılır alkışlanır, binlerce defa olduğu gibi.
Bir diğeri, holigan diye fişlenenler en yakın karakola gidip imza atacakmış her maç. E bunun basketbolu var, voleybolu var, var oğlu var. Adamı direkt idam et daha iyi, bütün haftası karakollarda geçeceğine. Hatta yurtdışında milli maç bile olduğunda pasaportunu teslim edecekmiş. El insaf! Hizbullahçıları, pkk’lıları serbest bıraktınız karakola imza atsınlar diye, sonra şaşırıp geri toplamaya çalışıyorsunuz bu ülkede. Devlet otoritesini tuttuğunuz taraftarı hedef haline getirerek kuramazsınız sanki. Stat altında sıcağı sıcağına mahkeme kurulacakmış bir de. TV’lerin jenerik görüntü diye gösterdiği, toplu yakılınca suç olmayan, tek yakılınca spor düşmanı olunan (sahaya veya rakip tribüne atılmadıkça -birkaç yanan forma, tişört dışında- hiçbir zararını görmediğimiz) meşaleciyi anında içeri tıkabilirsiniz böylece. Taraftarın ‘ben buradayım, benim içinde olmadığım oyun yavandır’ mesajıdır o meşale, dokunmayın artık. İçerde huzursuzluk çıkaran, her maç kavga yaratan, bıçak çeken, yöneticiden aldığı biletle çoluk çocuğa saldıran, milleti tribünden kaçıran insanları polis anında paketlesin götürsün, rahatlasın ortalık. İtirazımız yoktur. Yöneticiye kadar ulaşacaksınız tabii. Sahi milli maçlarda bedava bilet dağıtan federasyon mu eleştirecek kulüpleri, çok zor. İki yüzlülük olurdu bu.
Kısa kesmek gerekirse;
1- Dakikalarca devam eden küfre karşı hakemin oyunu durdurması en iyi çözümdür, yeniden ve her statta, salonda uygulanır olsun.
2- Bedava bilet, bedava otobüs devri kapansın. Taraftardan önce bunu sağlayan yöneticiler fişlensin. Onlar verdikçe birileri hep alacaktır. Düşünsenize, bedava!
3- Polis şiddetine karşı artık polis memur ve amirlerine de yaptırım olduğunu görerek insanlar devletinin emniyet gücüne yeniden güven duymaya başlasın.
4- Elektronik bilet, numaralı koltuk gibi uygulamalara gerek olmadan, gerçekten taraftarlıkla alakasız kişiler olay anında oradan uzaklaştırılsın. Bedava bilet kesilince zaten bunlar çok çok çok azalacaktır. Emeğinden bir bedel ödeyerek oraya giren insandan çok fazla kötülük gelemez. Aksine bilet fiyatları özellikle İstanbul’da ve üç büyüklerin Anadolu’daki maçlarında yeniden makul seviyelere insin.
5- Yönetici demeçleri, basın manşetlerine çeki düzen, gerçekten ağır cezalarla verilsin. Kışkırtıcıya son vermeden hiçbir şey olmaz. Saha içinde tribünü tahrik eden hakem-futbolcuya da yaptırım olsun. Trafikte bile bir kornaya levyeyle çıkan insanların yaşadığı bir ülkede olduğumuz es geçilmesin.
6- Taraftar gruplarına organize çete muamelesi yapılmasın, organizasyon olmadan güzellikler de yaratılamaz hiçbir yerde.
7- Statlarda başta giriş-çıkış, tuvaletler ve büfeler olmak üzere insancıl bir konfora layık olunduğu hatırlansın, transferle ölçüşmeye çalıştığınız eloğlu yapıyor.
8- Bunları yapmak için herhangi bir yasaya gerek yoktur. Takımını seven insanların kellesini almaya çalışmayın, futbolun bağrına hançer saplamayın.

Bitti.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Kelle Avcılığı Yasa Tasarısı Geçerse 1

Son günlerin gündem maddelerinden biri, aslında birçok gencin hayatının geri kalanını yakından ilgilendirecek kadar ciddi bir konu olan sporda şiddet yasa tasarısını irdelemeye çalışalım. Mevcut kararlar, kurallar, yasalar dururken sadece spor alanlarını ilgilendiren bir yasa mı eksik gerçekten? Yoksa sorunun temel kaynağını/kaynaklarını görmezden gelerek, birçok boyutu olan mevzuyu daha çok holigan fişlemesi yaparak çözebilecek miyiz?

Gerçekten nedir bu Türk spor müsabakalarındaki düzensizlik, düşmanlık, kin ve nefretin sebebi? Nasıl oluşuyor, neden biteceği yerde dalga dalga yayılıyor? Herkese elektronik bilet versek biter mi? Yoksa statlardan seyirci kaçışını mı hızlandırır? Sosyolog olmasak da, hem yaşananların merkezinden hem dışarıdan bakabilme yetimiz oluşmuştur 10 yıldır beraber götürmeye çalıştığımız okul-iş-tribün kovalamacamız sırasında.

Bugün Türkiye’de bir insanı bıçaklamanın, yoldan geçen bir otobüsü taşlamanın, alenen küfür etmenin, kamu malına zarar vermenin cezai karşılığı var mı? Yok diyecek birini düşünemiyorum. Birini yaralamaya veya öldürmeye teşebbüs ederseniz kamu davası açılır hakkınızda ve birkaç ay, daha ciddi durumlarda biraz daha fazla yatar çıkarsınız. Kamu malına zarar verirseniz devlet zaten peşinizi bırakmaz, tuttuğuna yazar o cezayı, kimin yaptığını bile çok önemsemez, yeter ki birilerine ödetsin. Yanlış kişinin ocağını bile söndürmekten çekinmez alacağına şahinlikte. Küfür ettiğiniz kişi suç duyurusunda bulunursa tazminata mahkum olabilirsiniz. Taşladığınız otobüsün camlarını da kuruşu kuruşuna fazlasıyla ödetirler yakalarlarsa. Peki bu cezaların varlığı hapishaneleri tıka basa doldurmaktan başka bir işe yarıyor mu? Sallandıracaksın 3-5 tanesini bak bakiyim bir daha yapabiliyorlar mı? Yapıyorlar ve hala sallandırıyoruz. Demek ki çözüm cezada olamıyormuş. Hatta toplumsal olaylarda durum biraz daha farklı. Bireyken yapamayacağı eylemleri de grup psikolojisi ve gücüyle gerçekleştirebiliyor insanlar. Buradaki soru, o eylemin içinde bulunmaya iten nedir o kadar kişiyi? Sapık bunlar, vahşi bunlar, teröriz bunlar. Bazen gerçekten sistematik bir provokasyon amacı taşıyan eylemler yaşanıyor memlekette, lakin bunlar bunun için var olan suç örgütlerinin, devlet-millet düşmanlarının işiyken spor karşılaşması seyretmek için bir araya gelmiş insanlarla nasıl bir tutabilir ve onları da toplum düşmanı ilan edebilirsiniz bu bakış açılarıyla? Yasa tasarısında öyle tartışılacak maddeler var ki, şimdi bunu alkışlayan ulusal basın çok kısa zamanda bunun mağdurlarını haber yapmaya başlamak zorunda kalacaktır.

Gelelim kısaca o maddelere, bizce olur ve olmaz yanlarına ve çözüm önerilerimize;
Tasarının özü, yapanın yanına kâr kalmasın, bunun için yapanı tespit edelim ve tepesine çökelim, biletine el koyalım, 2-3 sene giremesin maçlara, toplum rahat nefes alsın mantığına dayanıyor. Bugüne kadar zaten mahkemeye bile çıkartmadan suçlu-suçsuz binlerce gence 1600 TL cezayı kestik 1 hafta içinde ödemesi şartıyla, bir o kadarını sadece spordan değil belki kendi ülkesinden soğuttuk, kulüplere cezalar verdik veya bazen veremedik çeşitli baskılarla, bundan sonra koltuk numarasına göre biletine el koyalım hapse de atalım rahatlayalım felsefesi hakim. Bu muhteşem buluşla; herkes fotoğraflı elektronik biletine para yükleyip maça girebilecek, sadece o biletin sahibi sadece o bilette yazan koltuğa oturabilecek. Belki günler önce belki etkinliğe kısa süre kala satın alınan veya bir arkadaştan temin edilen biletle, numaralara hapsedilmeden, seyircinin de çoğunun ayakta ve coşkuyla, VIP’nin oturarak alkışlarla katılımcı olduğu konser tadından, en elit, en soğuk bir hale, birbirini tanıyan iki arkadaşın 50 koltuk öteden en fazla birbirine el sallayabileceği, spor müsabakalarında bunca yıldır edinilmiş sosyal kazanımların, dostlukların bir günde sıfıra indirileceği sisteme geçmek için gerçekten çok masraflı bir yöntem. Kapatın stat kapılarını basitçe, kurtulun sayın yetkililer. Bugün İngiltere örneği futbolun beşiği olmaktan, sadece aa uuu sesleri çıkaran izleyicileriyle tiyatrolaşmasına ve asırlık kulüplerin elden çıkmasına kimsenin ses çıkaramadığı çok uzak durulması gereken bir modeldir. Mükemmel çekimler, profesyonel ürün ve maç yayını pazarlama, altyapıya verilen önemin yanında yıldız oyuncuların yüksek ücretlerle bir araya toplanması bu ligin marka değerini artırırken işin rengini öldürmüş, gittikçe artan bilet fiyatları oyunu tabandan koparıp insanları barlara hapsederken, futbol Arap Şeyhlerinin, Rus-Amerikan milyarderlerinin oyuncağı haline gelmiştir. Bizde de oyunu seyretme bedelinin matematiği çok farklı değil. Beşiktaş açık tribün biletleri 50 TL olunca 6000 kişi, 25 TL olunca 12000 kişi satın alıyor bu yıl mesela. 50 TL’ye alanlar bir sonraki haftadan da feragat ediyor genelde zaten. Elit- boş tribünler, halka yayılmış dolu tribünler tercihi futbolumuzun geleceğini hançerleyip hançerlememek kararıdır aslında. Hançerlerseniz ne yayın, ne reklam, ne marka hiçbir şey kalmayacak ve başa döneceksiniz maalesef.

Diğer maddelerle ikinci yazıda devam edeceğiz.

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz

Yıkın! Şeref Bey’in,Baba Hakkı’nın Heykellerini

Ey uyuyanlar !
Ben Beşiktaşlıyım,
Çağın gerisinde kaldıysa kartalım,
Hala gaflet için diyorsanız “Çıkart bizi baştan başkanım”,
Kurusun özkaynak,kırılsın kanatlarım.
Utanın Beşiktaşlılığınızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Beşiktaşlılık hala en yüce değer değilse eğer,
Temlik altında kalsın diyorsanız gelirler,
Utanın Beşiktaşlılığınızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Yoksa Beşiktaş değerlerinin bir anlamı,
1980’lere taşımak istiyorsanız Kartalı.
Baş taçı edebiliyorsanız Beşiktaş’ın içine eden adamları,
Utanın Beşiktaşlılığı’nızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Yetmediyse acısı faizin, borcun.
Anlamı kalmadıysa Beşiktaşlı duruşunun,
Eğer farkı yoksa, batmışlıkla fonun,
Utanın Beşiktaşlılığınızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Baş taçı yapıyorsanız yiyicileri,rantcıları,
Altyapıya yeğliyorsanız büyük yıldızları.
Hala medet umuyorsanız
Şimşekten yıldırımdan.
Utanın Beşiktaşlılığı’nızdan.
Yıkın! Şeref bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Eşit olmasın diyorsanız “amatörler ile futbol bir mi?” diyerek,
Küme düşmesine sesinizi çıkaramıyorsanız,
Yıldırım’ın gazabından ürkerek.
Diyorsanız ki ödenmesin personelin maaşı;
Budur onların alın yazısı,
Utanın Beşiktaşlılığınızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini.

Fazla geldiyse size ağırlığı armanın,
Özlemini çekiyorsanız tribünde atılan dayağın,
Hala önemini anlayamadıysanız Beşiktaşlı olmanın,
Kul olun, köpek kalın.
Fetvasını bekleyin Sayın Demirören’in…
Utanın Beşiktaşlılığınızdan.
Yıkın! Şeref Bey’in, Baba Hakkı’nın heykellerini,
SIZLATMAYIN BÜYÜKLERİMİZİN KEMİKLERİNİ..

Share and Enjoy

  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Email
  • Print
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • RSS
  • BlinkList
  • Delicious
  • Digg
  • Friendster
  • Google Plus
  • Email
  • MySpace
  • Technorati
  • YahooBuzz